Deliler, Bavullar ve Tanışma Biçimleri
9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
Aynı derginin aynı sayısında ikimizin de bir öyküsü yayımlanmıştı ve ilk kez o zaman okumuş ve fark etmiştim Beyhan Keçeli'nin kalemindeki kuvveti. Sonra başkaca dergilerden takip eder olduk hikâyelerini. Bir gün ansızın kitapsızlar kulübünü terk etti ve biz elbette sevindik buna. Kitabı ilk aldığımda ev taşıma sürecindeydik ve onca kitap içerisinden sanırım bir tek onunki çıkmadı. Nakliye emekçileri arasında gizli hayranları olsa gerek. Yenisini sipariş edip okumak bugüne kısmet oldu ve bu gecikme bir mahcubiyet hissettirdi bende. Kitaba gelince; çok daha etkili bir ismi olabilirdi diye düşünmedim değil ama öyküler çok lezzetli. Kurgular net, anlatım becerisi yüksek. Beğendiğimiz satırların altını çizmek için yanımıza bir kalem almayı bazen unuturuz ya hani. Sonra bütün o uzanmışlığımızı, battaniye altı konforumuzu, tatlı mahmurluğumuzu bozmak istemeyiz. Ama bazen yine de kalkıp kalem ararken buluruz kendimizi. Tamam, bu kitap o kitaplardan, bu öyküler o öykülerden işte. Ellerine sağlık Beyhan Keçeli.
Deliler, Bavullar ve Tanışma BiçimleriBeyhan Keçeli · Metinlerarası Kitap Yayınları · 202425 okunma
6/10
·200 syf.··
2015 7. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2015 13:28
Kitabın, toplumun ihtiyaç listesinin 235. sırasında yer alması ne kadar acı. Bu acıyı ruhunda hisseden ve "Rahatları rahatsız etmeye" niyetli insanlardan biri olan yazarın kısa makaleler halinde kaleme aldığı kitap, hem kolay okunuyor hem de okuma hakkında gerçeğe dayalı ´Acı´ bilgiler paylaşıyor. Öncelikle, okuma konusunda yol almış, edebiyatçı, öğretmen, blog yazarı, kitap kurdu olduğunu ifade eden herkesin okumasını önereceğimiz bir kaynak eser. Hatırdan çıkarmamalı, kitabın genel ihtiyaçlar listesinin 235. sırasında bulunan bir toplumda ne bizim ne de çocuklarımızın huzurlu ve tatminkâr bir hayat yaşaması o kadarda kolay değil.
"Kitapsızlar"Erol Yılmaz · Phoenix Yayınları · 201319 okunma
Reklam
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2019 38. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2019 13:35
Sevgili okur dostlarım! Bu uygulama benim gibi okuma, kitap sevgisi olan sizlerin telefonunda boş yere yok. Sevdiğimiz bir şeyi seven insanlarla paylaşarak biraz olsun stres atmak eğlenceli vakit geçirmek istiyoruz. Bu okuduğum kitapta Türkiye'de neden kitap okunmuyor? Okuma nedir? Ülkemizde kitap okuyanlara karşı oluşan tutum nedir? gibi bir çok soruya cevap ve yazarın elinden geldiğince harikulade çözümler sunulmuştur. Ülkemizin kanayan yaralarından birine bu denli önem vererek kitap yazılması çok güzel bir durum. Okuması az olan bu kitabı temin edebildiğinizce okumanızı tavsiye ederim. Kim bilir belki bir gün kağıda dökülmüş bu çözümler bir kitap kurdu dostumuz sayesinde hayata geçirilir. İyi okumalar.
1000Kitap
"Kitapsızlar"Erol Yılmaz · Phoenix Yayınları · 201319 okunma
Adalet ve Dürüstlük Tanrıçası: MA'AT
Puan vermedi·158 syf.··
2023 9. kitabı
Kitaplığımın en güzellerinden: Gülman Sumru Somer | Ma’at Hemen söyleyeyim; kadınlar bu kitabı seveceklerdir, güvence veriyorum; erkeklerse, “okumayı bilen erkekler”den bahsediyorum, okurken ayaklarını denk alacaklardır. Özellikle de, “BU ARADA HEY ERKEKLER… BİR… MESAJ VAR SİZE” diye başlayan bölümde saklanacak delik arıyorsunuz! Devam edelim… Öncelikle, nedir bu Ma’at? Adalet ve dürüstlük tanrıçası imiş; ben de bu kitapla öğrenmiş oluyorum. Kitapta çok önemli tespitler, uyarılar ve öneriler bulacağınızı hemen belirteyim. Yazarın aynı zamanda bir yaşam koçu. Bu konuya birazdan tekrar değineceğim. Antalya’yla başlıyoruz… Eğlenceli yaz tatilleri, heyecanlı çocuk oyunları, hepimizin aşina olduğu o küçük ama mutlu yaşam… Masumane satırlara bir örnek: “İlkokulda basketbolcu olmayı çok istememe rağmen boyum kısa diye beni takıma seçmemişlerdi.” ifadesi tebessüm ettiriyor size. Hele yazarın sonradan profesyonel bir basketbolcu olduğu da düşünülürse… İş yaşamına dair değerli anıları okuyoruz. Örneğin, “Seni dergiye kapak yapalım.” diyen patronumuza verilen karşılık tam anlamıyla MERTÇE idi; bunun ne olduğunu burada söylemeyeceğim. Hep sorarız değil mi, aşk nedir diye? “Aşk, iki kişinin aynı anda başlattığı ve kim önce kurtulursa diğerinin acı çektiği geçici bir his mi?” diye yanıtını da içinde barındıran harika bir soru daha… Birkaç satır sonra aşkın ve sevginin ne olduğuna dair çok hoş satırlar bulacaksınız; ne yazık ki buraya alıntılayamıyorum. Kadın’ın ne olduğunu ve görevini bir kadından daha iyi kim anlatabilir ki? Erkeklerle eşitlik yarışına girmek yerine doğurulup büyütülen erkeklerin eğitilmesi gerektiğine dair satırlar çok hoştu. Devamında yine kadın erkek eşitliğine dair çok önemli sorularla karşılaşıyoruz? Nedir kadınla erkeğin eşit olması? Erkek gibi yaşamak
İlişkiler
Ma'atGülman Sumru Somer · İmleç Kitap · 20187 okunma
Puan vermedi·1200 syf.··
2017 26. kitabı
Grossman’ın şaheseri geldi aklıma. Durduk yerde değildi elbette. Onunla ilgili bir belgeseli yeni izledim. Aslında sosyal medyada başlayan bir aşk novella-uzun hikayesi yazarken oldu her şey. Tıkanmıştım, bari kafamı açayım biraz demiştim ve bitmez tükenmek bilmez Sovyet ve Atatürk dönemi incelemelerime dönmüştüm tekrar. Çok çekmiş edebiyatçılar siyasilerden. En çok Sovyetlerde, ama bizde de az değil, mesela Nazım Usta ve Atatürk. Olay, KGB’nin başı Şelepin’in Kuruşçev’e yazdığı mektupla başlıyordu. Diyordu ki mektup, Grossman Jizn i Sudba-Yaşam ve Yazgı, diye bir roman yazmış. Roman ne Stalingrad ve II.Dünya Savaşını anlatıyor ne de Faşistleri adam gibi eleştiriyor. Derdi sanki Sovyet sistemini eleştirmek. Aynen böyle yazılmış bir mektup. Tüm politbüro elemanları da okumuş mektubu. Oysa bu dev roman o anlatmıyor denilen şeyleri öylesine çarpıcı anlatıyor ki, okuyunca siz de hak vereceksiniz eminim. Ama Sovyetlerdeki hayatı da anlatıyordu. Hem de hiçbir art niyetle değil, yaşadıklarını, gördüklerini ve elbette bunların onda bıraktığı duyguları aktarıyordu yazar kurgusunda. Ve karar veriliyor. Nasıl duydularsa basılmamış romanı (jurnalciliğin boyutuna bakın), tüm kopyalarıyla beraber ele geçirilip KGB arşivinde hapsine. Allahtan olacakları bilen yazar almış tedbirini. Kurşun kalemle iki kopya daha yapmış fazladan. Süreçte Grossman ve yetkililer arasında yazışmalar da oluyor, görüşmeler de. Ve o ünlü sözünü söylüyor yakınlarına Grossman, Ya ponyal, şto ya umer- Anladım ki ben öldüm. Ve 14 şubat 1961’de roman tutuklanıyor. Nasıl ama, özgürlüğünü sadece insanlar kaybetmiyor di mi? Bu yeni bir şey değildi aslında. 1926 yılında da, değerli okur kardeşlerim hatırlar, Bulgakov’un Sobaçe Sertse-Köpek Kalbi novellası var ya hani, işte o tutuklanmıştı. Bir dört yıl sonra da
Yaşam ve YazgıVasili Grossman · Can Yayınları · 201522 okunma
10/10
·218 syf.··
2017 13. kitabı
Bu aralar okuyasım yok. Bu aralar dediğim, çarşambadan beri. Aslında yeni öykücülerdi gözüme kestirdiklerim, yerlilerden, okur, anasını ağlatır, en az 10 öykü kitabı bitiririm niyetindeydim. Olmadı. Bodrum'daydık. Senesini unuttum. Keçiboynuzu alırım niyetine köylülerin kurduğu pazara gitmiştim. Zelo, kızım, daha 5 yaşında bile yoktu. Terlemiş elcağızı avucumun içinde kaybolmuş, çeke çeke sürükleniyordu babasının ardından. İhtiyar bir köylünün tezgahına misafir olduk. En taze keçiboynuzları onun tezgahındaydı. Gözüme kestirmiştim ben de. Kah mallardan kah kendinden hasbıhal ederim diye tepesinde dikildim. Bir iki ham espiri yaptım keçiboynuzlarının üstüne. Kafasını şöyle bir kaldırdı. "Sana" dedi "satasım hiç yok, git başka tezgaha" Sonrasında yaptığım kem kümler de para etmedi. Satmadı adam bana keçiboynuzlarını. Bütün gün yetmedi, bütün gece aklımdan çıkmadı sözleri. "Sana satasım hiç yok" Rogojin'in incelemesini okudum bugün (artık dün oldu.) Joyce'ın Gabriel'inin hayatını hatırladım. Alakası yok ama Hesse'nin Haller'i geldi aklıma. Bu münzevi ihtiyarla o kadar çok özdeşleştirmiştim ki kendimi, çıktım, gittim merkeze, onun sevdiğinden, iki şişe Alsace kupaj şarap aldım. Beyaz. Sevmem ama onun hatırına. Alafrangalar Alsas, diye okur. Bölge adıdır. Bu kitapsızlar asla üzümün cinsini yazmazlar. Bölge ismiyle yetinsin şarapçılar isterler. Sahipleri de meşhur Rothshildlerdir. Gravyeri meze ettim. Zagor’un paylaştığı, Orient Expressions - Beats of Pera’sını açtım. Allah biliyor ya aklımda Goran’nın, Bjelo Dugme zamanından Selma’sı vardı. Kaldı ki benim ömrümün yarısı Klasik Osmanlı Müziği dinleyerek geçmiştir. O kadar sardı ki Zagor’un paylaşımı, bir türlü çıkamadım o parçadan. En az iki saat dinlemişliğim vardır bu gece. Bu yazı bitene dek. Onca yıl sonra açtım
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,7bin okunma