Zikrin Âdâbı
Allah'ı zikreden kimse, son derece saygılı bir durumda bulunmalıdır. Şöyle ki: Bir yerde oturuyorsa kıbleye dönmelidir. Kainatın Rabbi'nin karşısında olduğunu düşünmeli, kalbi ürpererek mânevi bir huzûr içinde, tahiyyatta oturuyormuş gibi kıbleye dönerek oturmalı ve başını eğmelidir. Böyle yapmadan da zikredilebilir, bunda bir sakınca yoktur. Fakat o takdirde, bir māzereti de yoksa zikre en uygun hålde bulunmamış olur. Esasen bunda bir sakınca olmadığını şu âyet-i kerime göstermektedir:
إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لآيَاتٍ لِأُولِي الْأَلْبَابِ الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذَا بَاطِلًا، سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ)
"Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün birbirini takip edişinde akıl sahipleri için birçok delil vardır. O akıl sahipleri, ayakta iken, otururken ve yatarken dâimâ Allah'ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler ve derler ki: 'Rabbimiz! Sen bunları boş yere yaratmadın. Sen hikmetsiz bir şey yaratmaktan uzaksın. Bizi cehennem azabından koru!'"!