O halde bid'atlere engel olabilmenin yegâne yolu, Kur'ân ve sünnet kültürünü yaygınlaştırmak ve bunların hayat tarzı haline gelmesine zemin hazırlamaktır.
Daha dindar olabilmek veya öyle görünmek için Kur'ân'da ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetinde bulunmayan birtakım ibadetler veya Allah'a yakın olmaya vesile savılabilecek bazı ameller ortaya koyan kimse, dine ilavelerde de bulunan bir bid'atçıdır. Kendisi ve yaptığı işi asla kabul edilmez. Bunun aksine, dinde bulunup da Kur'ân ve sünnete uygun olan ibadet ve amelleri yok sayan, noksanlaştıran veya değiştiren, böylece dini tahrif eden bâtıl ehli de bid'atçıdır.
Aişe radıyallahu anha'dan, Resûlullah ﷺ'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
"Kim, bizim bu dinimizde ondan olmayan bir şey ortaya çıkarırsa/uydurursa, o şey kabul edilmez.
Müslim'in bir rivayeti şöyledir:
"Kim bizim dinimizde olmayan bir amel yaparsa o, merduttur, makbul değildir. "
Ebû Hüreyre radıyallahu anhdan rivayet edildiğine göre, Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
Şu zikri yapmam, bana göre üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir:
"Subhanallahi, velhamdulillâhi, velailahe illallahü, vallāhu ekber"
Ben Allah'ın, yüceliğine yakışmayan kusurlardan çok uzak olduğunu söylerim. O'na hamd ederim, Allah'tan başka ilah yoktur, Allah en büyüktür.