Rüyayı bir nevi psikoz olarak değerlendiren Freud, onu bastırılmış sıkıştırılmış bir arzunun kılık değiştirmiş biçimde doyurulması olarak tanımlar ve rüyaya bilinç dışına bilgisine ulaşılması açısından belirleyici bir rol biçer.
Tüm aşırılıklara yatkın olan kitle yalnızca aşırı ölçüdeki tahriklerle de galeyana getirilebilir. Onu
 etkilemek isteyen biri kanıtlarını mantıksal yollardan ölçüp biçerek ispatlama gereği duymaz gerekli etkiyi yaratabilmek amacıyla en güçlü imajlarla resmetmek abartmak ve aynı şeyleri daima tekrar etmek zorundadır.
Keçe neyin doğru neyin yanlış olduğundan şüphe etmediğinden ve büyük gücünün bilincinde olduğundan, otoriteye inandığı gibi aynı şekilde hoşgörüsüzdür de. Güce saygı duyar ve kendisi için bir tür zayıflık belirtisi olarak gördüğü nezaketten sadece belirli ölçüde etkilenir.  Kahramanlarından istediği güç hatta zorbalıktır yönetilmek ezilmek ve efendisinden korkmak ister temelde tamamen muhafazakar olarak bütün yeniliklerden ve gelişmelerden derinden nefret eder ve geleneğe karşı sınırsız bir saygısı vardır.
İster bir hayvan sürüsü ister bir insan yığını olsun, belirli sayıda canlı varlık, bir araya gelir gelmez içgüdüsel olarak bir liderin otoritesi altına girerler. Kitli, katiyen efendisi yaşayamayan itaatkar bir sürüdür. İtaat etmeye öyle susamıştır ki kendini efendisi ilan eden herkese içgüdüsü olarak tabi olur.
Prestij, bir bireyin, bir eserin veya bir düşüncenin üzerimizde kurduğu bir çeşit iktidardır.  tüm eleştiri yeteneklerimiz falcı uğrar, hayret ve saygıyla yaklaşırız prestij tıpkı hipnozdan büyüyenmeye benzer bir his uyandırır.