“ Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim,” dedi "yine de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.”
Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım 10 yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım...
Kalem senin! Mürekkebin de var! Elif'i yazacak kâğıdın da var!
Kalem senin iradene yön veren aklın,
Mürekkep seni sen yapan muhabbetin,
Kâğıt ise içinde aşığı da maşuğu da besleyip,
yaşatacağın gönlündür.
Aklın iradene sahip çıkıp muhabbetine versin kendini ve o muhabbeti kalbine işlesin.
Elif gibi sevmek yalnız sevmektir,
dikeni bırakmadan, sağa sola bakmadan, yalansız riyasız, yüreğine kül ettiğin tek bir heceye ömür boyu talip olmaktır...