Peki, diyordum kendi kendime, bir iş buldun. Ömür boyu böyle bir işte mi çalışacaksın? Bu yüzden banka soyuyordu insanlar. Yapmak zorunda kaldıkları işler küçük düşürücüydü. Neden allahın cezası bir konser piyanisti veya yargıç değildim? Çünkü eğitim gerekiyordu ve eğitim parayla sağlanıyordu. Ben bir şey olmak istemiyordum zaten. Ve bunda fevkalade başarılı olduğum tartışılmazdı.
Kadınlar para sahibi erkekler istiyorlardı, başarılı erkekler. Sefil lerle beraber olan kaç klas kadın vardı? Neyse, bir kadın da değildi is tediğim. Beraber yaşamak için istemiyordum en azından. Bir erkek bir kadınla nasıl yaşardı? Ne anlama geliyordu bu? Colorado'da üç yıllık yemek ve içki ikmali yapılmış bir mağaraydı istediğim. Kumla silecektim kıçımı. Her şeyi, bu basit, korkakça ve sıkıcı yaşantının içinde boğulmaya yeğlerdim.
Sonuna dek üstlenmek gerekli: Kimliğimi? Diyorsan, işte onu. Bir de, "Yumruk sözcüğe dönüşür mü?" Soru mu bu da yani; her şey dönüşüyor sözcüğe de, biz fark edemiyoruz. Yoksa, insan, kendi BELGEsini nasıl teslim edebilecek o gün, değil mi?
Dün, ciddi görünen, bugün fırıldak; daha, fizikî olmasa da, hissediyorum ben: önsezim beni hemen hemen hiç yanıltmadı. Güvendiğim insanların bu hâlleri öyle bir gücüme gidiyor ki!