Giriş Ben Gelişme Sen Sonuç - Aşk Köpekliktir
7/10
·344 syf.··
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:06
Aşk Köpekliktir kendisinin bir okuru veya hayranı olmamama rağmen Ahmet Ümit beyefendiden okuduğum en iyi kitaptı. İçerisinde 9 öykü var ve kimi trajik, kimi komik, kimi melankolik kimi de şaşırtıcı konulara sahip. Özellikle son öyküsü olan “Aşk Köpekliktir” oldukça etkileyiciydi. Aşk gerçekten de köpeklik miydi? Evet değerli 1000K. Aşık olduğunu fark etmek gerçekten de tuhaf. Çoğu zaman iş işten geçtikten sonra anlıyorsunuz. Anladığınız zaman ise fiziksel kramplar yaşatan, ayna başından ayrılamadığınız, gece aklınızda olup sabah dokunuşu ile uyandığınız duygular yaşatıyor. Yanında olduğunuzda çok mutlusunuz ama evinize döndüyseniz komplo teorileri geliştirmeye başlıyorsunuz. Ah, hele ki içine ayrılık girdiyse… İşte o vakit depremler oluyor ve sürekli yıkılmış bir şekilde onun kokusunu takip ediyorsunuz. “Aşk Bir Mucizedir” öyküsü kısa olmasına karşın çok bam teliydi. O kadar çok güldüm ki sonunda; düşlerin gerçekten de yaşam gibi bir sonu olduğunu güzel anlatmış Ahmet Ümit. “Aşk Bir Özentidir” öyküsü diğer favorim. Hapishane müdürü olan klas, şık, mahkumlara son derece nazik ve örnek bir müdür olan Nail bey’in nasıl katil olma eşiğine gelmesini aşk üzerinden öyle güzel anlatmış ki Ahmet bey, şaşırdım kaldım. Ben öykünün uzun roman formatında yazılmasını son derece arzu ederdim. İşin başı da sonu da aşka dayanıyor. Ama siz aşka dayanabiliyor musunuz? Başlı başına kafi bir delil midir aşk? Yoksa çözümsüz bir problem midir? Okuyun ve taraf olabiliyorsanız tarafınızı seçin.
Aşk
Aşk KöpekliktirAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201517,2bin okunma
Rezillik ve Sapkınlık
1/10
·211 syf.··
2026 4. kitabı
Bu Kitap hayatımda okuduğum en kötü,en mide bulandırıcı,sapkın 1 kitap.Nobel almış edebiyatçı diye öve öve bitiremedikleri ORHAN PAMUKÇU,tek yapmış olduğu Batı efsanelerinden en çok sevilen Oidipusu+Doğu Efsanelerinden en çok sevilen Rüstem ve Sührap'ı kopyala yapıştır yapıp üzerine Yeşilçam dramı koymuş,başka birşey yok!Nasıl olsa NOBEL ödüllü,eleştirecek kimsede yok,sat gitsin! Orhan Pamuk okurlarıyla resmen dalga geçiyor.Okurlar olarak koyun sürüsü psikolojisinden çıkıp,herkes okuyor övüyor,ödüllü,diye okuduğumuz adama akıl ve mantığımızla bakarsak yazdıklarının sapıklıktan başka birşey olmadığını görürüz.Bugün Orhan Pamuğun yazdıklarını sıradan,fakir bir vatandaş yazsaydı,Toplumda linç edilir,Sapıklıkla itham edilirdi.Tabi bunu Orhan Pamuk yazınca(NOBEL ÖDÜLLÜ!);Geçmiş Efsanelerden;Oidipus ve Sührab'ı Modern ve sade bir edebi sanatla tekrar yazmıştır,deniyor.Kitab'ın içeriği ise;Bir gün çalışmaya giden 16 yaşındaki veledin,kırmızı saçlı evli bir kadınla yasak ilişki yaşamasını,Rüstem ve Sührap,Oidipusla kafayı sıyırmasını,bu düşüncelerle iş esnasında ustasını yaralar,kaçar,büyür,üniversite okur,şirket kurar,evlenir ama çocuğu olmaz.Daha sonra ustasıyla iş yaptığı yere ustasının sonunu öğrenmek ister.Ustasının sonradan işkazasından kurtulduğunu öğrenir.Ayrıca 16 yaşındayken birlikte olduğu kırmızı saçlı kadının,eskiden kendisini terk eden babasınında 3 yıllık sevgilisi ve ilişkisi olduğunu öğrenir.Bu yüzden 16 yaşındayken, Kırmızı saçlı kadın onu babasına benzettiği için birlikte olmuştur.Dahası bu kadından,30 yıl sonra çocuğu olduğunu öğrenir ve kadının geçmişte 2 evlilik yaptığınıda öğrenir.(İnsanın kusması geliyor!)Kadının, kitapta vermediği erkek karakter neredeyse kalmamıştır.Sonra kendi oğlu,kendisine neden babalık yapmadığı(klas yeşilçam)hesabını sorarken
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Krallığın İşleri Üzerine
Puan vermedi·99 syf.··
2026 1. kitabı
Spoiler içerir … Krallığın İşleri, bir uyuşturucu kartelinin çevresinde şekillenen ama şiddeti doğrudan anlatmak yerine gücün nasıl bir anlatı yoluyla kurulduğunu gösteren alegorik bir roman. Romanın anlatıcısı olan Sanatçı (Lobo), kartel lideri Kral’ın şanını ve korkusunu şarkılarla yayarak bu düzenin parçası hâline gelir. Kral’ın iktidarı, silahlarından çok hakkında dolaşan söylentiler ve anlatılan hikâyelerle ayakta durur. Cadı, bu düzenin sezgisel ve karanlık bilgisine sahip figürken, kızı Alelade ise şiddeti sorgulamadan uygulayan sıradan kişiyi temsil eder. Zamanla Kral’ın gücü zayıflar, anlatılar çatlamaya başlar ve krallık sessizce çözülür. Cadı ölür, Alelade ortadan kaybolur ve düzenin görünmez taşıyıcıları sahneden çekilir. Sanatçı, otelde Alelade’ye annesinin öldüğünü söyler ve onunla birlikte bir otobüs yolculuğuna çıkmaya hazırlanır. Bu yolculuk bir kurtuluş değil, anlatıdan ve iktidardan bilinçli bir geri çekiliştir. Roman, kötülüğün yalnızca liderlerde değil, onu anlatan ve sıradanlaştıran herkeste payı olduğunu vurgulayarak sona erer. Alegorik ve sembolleri güçlü bir metin. Çok klas
Edebiyat
Krallığın İşleriYuri Herrera · Notos Kitap · 202052 okunma
Puan vermedi·
“Eğer başta neyi temsil ettiğini anlayabilseydim, onunla asla birlikte olmazdım.” eğitimsiz,deneyimsiz bir kadın; kendini entelektüel, kibar ve klas bir adam olarak tanıttığı kişiye ilgi duyup sonradan adamın ahlaki sorunları olduğunu ve kendisi için uygun biri olmadığını fark ettiği an bu cümleyi kuruyor, eğer kadın ilk başta adamın okuduğu kitabın içeriğini bilseydi adamın ne tür bir insan olduğunu bilebileceğini söylüyor, karşındakinin okuduğu kitaptan hangi karakterde olduğunu çözümleme işi çok mantıklı geldi açıkcası. İşin özünde herkes kişiliğini yansıtan bir kitapmış
The BellIris Murdoch · Vintage Classics · 201954 okunma
Ha ri ka oğlu ha ri ka!!
8/10
·368 syf.·
2025 141. kitabı
Ya kendime bir rüya yapmasaydım? ' Kimin kabusuyum ben?' ...... (syf 34, 15) Hani bazı insanlar laf arasında (affola) 'hayatımın içinden geçti be!' gibi sert bir tabir kullanır ya. Butimar'daki alıntı olarak da paylaştığım ve insanı biraz etrafında döndüren nitelikte sorularla meşgul eden 'ya büyük bir dalgınlıksa hayat.." cümlesiyle aslında oldukça gerilim gösteren bir söylem. Aslında burda vurgulanması asıl gereken, hayatının daha doğrusu birkaç pıhtılık cana bağlantılar silsilesi üzerinden emanet bırakılan bu hayatı ne kadar işleyebildiğimizle hatta ve bununla birlikte o süreçte hissettiği bütün duyguları emaneti üzerinde nasıl sahiplendirdiği arasında bir yerde olarak konumlandırmayı tercihen de düşünebiliriz. Ne kadar konumlandırabilirsek dalgınlığı o kadar en aza indirgemiş oluruz, bitiririz demiyorum çünkü bitirirsek oyunun sonuna gelmekten ziyade tadı kalmaz, boş beleş gayet basit yaşamak olur adı. Kitapta o kadar varlık sorularını süzgece alan kısımlar vardı ki, Hegeller, Descartesler, Platonlar, Herakletoslar havada el salladı valla. Birkaçına şöyle aldığım ufak notlar kadar alıntıya kalıntı yapmak isterim. ----- Butimar için esfel esfel dolaşan Ana karakterimiz Yusufun girdiği bazı haller. * "....Yusuf, maddenin etrafında dönen parçaların tesirindeydi." (syf. 162 ) İnsanın varoluşunu belirleyen dış unsurlara, yani “maddenin gücüne” yapılan eleştirel bir göndermedir. Yusuf, kendi iç dünyasının sesinden çok, dış dünyanın dayattığı gerçekliklerin etkisi altındadır. (Tıpkı her insanın bir kez olsun kaldığı kiminin o zehirli kuyuda sesini dahi duyuramadığı kiminin de sesinin gücünden faydalanarak çıktığı gibi). Onu yönlendiren asıl şeylerin şeyi; öz bilinç ya da manevi bir arayış değil, maddî dünyanın etrafında durmaksızın dönen parçaların, başarı, sahip
İnceleme
ButimarKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20226bin okunma
Puan vermedi
Klas duruş nedir diye soranlara: “Klas duruş, her şeyden önce mala mülke itibar etmemektir. Vicdanlı olmaktır. İlkeli olmaktır. Yazdıklarınızla yaşama biçiminiz arasında çelişki olmamasıdır. Her koşulda, doğru bildiğiniz şeyin arkasında durmaktır.” diyor Hakikat devrimcisi Nuri Pakdil. 1984’te Edebiyat dergisi çıkarırken kaleme aldığı not defteri bir aylık günlüğünden oluşuyor. Kitabın dili sade fakat bazen okurun zihnini zorlayabiliyor. Nuri Pakdil’in kavram ve vurgu yazarı olduğunu söyleyebilirim. Kendinizi vererek Nuri Pakdil okuduğunuzda bu duruştan fazlasıyla etkileneceksiniz.
İnceleme
Klas DuruşNuri Pakdil · Ketebe Yayınları · 20241,320 okunma