Bu roman tembelliğin felsefesini anlatmaktadır. Romanın kalın olduğuna bakmayın en fazla bir hafta içinde bitirebileceğiniz bir kitap. Klasikler arasında en akıcı kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Kitabın ana karakteri olan Oblomov geçmişe odaklanıp kalmış biridir. Sürekli yaşamaya hazırlanıyor, başlıyor, sürekli aklında geleceğinin resmini yapıyor fakat gerçekleştirmek için adım atamaz.
Evde olduğu zamanlar sürekli yatardı, hem yatak odası hem çalışma odası hem de konuk odası olan odadan pek çıkmazdı.
‘Oblomov için yatmak, bir hasta veya uykusu gelen bir insan için olduğu gibi zorunluluk değildi; yorulan bir insan için olduğu gibi gelip geçici bir gereksinim veya bir tembel için olduğu gibi bir zevk değildi… Onun için olağan bir şeydi yatmak… ‘
Etrafındaki herkes onu hareket etmeye dışarı çıkmaya bir şeyler yapmaya zorlar fakat o asla evden çıkmak istemez.
Sosyete ve toplumun konuşmaları ilgilendikleri alanlar, dünyada neler olup bittiği ile ilgili bilgi toplamaları, bunlarla kafalarını şişirmesi sonra da bütün bir hafta durmadan bunları konuşmaları ona anlamsız gelir böyle bir ortamda bulunmak istemez böyle bir ortamda bulunmanın gereklilik olmadığını düşünür.
“Oysa hiçbirinde hayat yok: Hayatı anlama yok, duygu yok, sizlerin hümanizm dediğiniz şey yok. Yalnızca kendini önemseme var, o kadar.”
İleriye bir adım atıp hayatın içine karışmadığından tarihin sayfalarına gömülmeye mahkumdur ve makus tarihine yenilir. Değişimden korkar, zamanın ilerlediği ve geleceğe yönelmek gerektiği farkındalığınını kabul edemez.
Çok güzel bir kitaptı..
Okumanız gereken en güzel klasiklerden biridir.
Alıntılar:
- Seni hayata döndürebileceğimi, benim için yaşayabileceğini umuyordum, oysa çoktan olmuştu sen!
- Geçmiş ‘soldu, yok oldu…’
- Ağlayan ben değilim, hatıralar ağlıyor!…
-