Mutlak sonumun Martin Eden gibi olacağını düşünüyorum artık. Düşüncelerimiz ne kadar da benziyor dedim kitabın her sayfasını çevirdikçe. Kendi çevreme ve o çevredeki insanların görüşlerine tıpkı Martin gibi ben de ayak uydurmak istiyordum ta ki bir şeylerin farkına varana dek. O bedenini öldürerek ruhunu kurtardı, ben ruhumu gezginci yaparak kurtarıyorum.
Martin yüksek ve güzel gördüğü burjuva zümresine o kadar hayrandı ki onlara benzemek için normal bir insanın katlanamayacağı durumlara soktu kendini. Bir insanın 24 saatlik zaman diliminin sadece 4 saatini uykusuna ayırması nasıl bir azim ve hırstır? Nasreddin Hoca'nın bir sözünü Martin'in durumuna uyarlamak istersek ye kürküm ye diyebiliriz. İşte Martin de bu sözün farkında olup kendini onlara denk getirmeye çalıştı. Fakat Martin her şeye kavuştuktan sonra bir şeylerin yanlış olduğunu, ruhunun yorulduğunu, aslında hayran olduğu burjuva zümresinin nasıl yozlaşmış olduğunu ve artık hiçbir emelinin kalmadığını anladı. Simyacı kitabının karakteri olan Billuriyecinin bir sözü ile Martin Eden'in sonunu bitirmek istiyorum: "Düşümü gerçekleştirmekten korkuyorum, çünkü o zaman gerçekleştirmek için bir sebebim olmayacak."
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
Cengiz Aytmatov'un muazzam bir dili var. Okurken bunu doyasıya hissediyorsunuz. Zeki bir beyinden çıkmış cümleler, okuru yazarın istediği yere çekiyor ve okurun durup düşünmesini istediği yerlerde durmasını sağlıyor.
Olaylar Kırgızistan'da yaşanıyor.Rusya'nın uzay üssü kurma maceraları, geleneklerine bağlı olan o yöredeki insanların hoşuna gitmiyor. Baş karakterimiz Yedigey, kendisi demir istasyonunda çalışıyor. Karısı Ukubala ile birlikte tren istasyonunun olduğu yerde yaşıyor. Karısı ile birlikte birçok zorluklar çekmişler. Olaylar da Yedigey'in etrafında dönüyor. Benim en çok etkilendiğim bölüm Nayman Ana'nın mankur olan oğlu için yaptığı fedakarlıkları, onun için çırpınışları ve feryatları. Yıllar oldu aklımdan çıkmıyor. Yazar o kadar derin ve etkileyici anlatmış ki şimdi bile yazarken hiç görmediğim Kırgızistan'a gidiyor, kitapta geçen olayları uzaktan izliyorum. Zarife,Abutalip, Kazangap ve daha niceleri hepsi birer tanıdık gibi zihnimde yer edindiler.
Hayatınızın bir döneminde mutlaka bir Cengiz Aytmatov rüzgarı geçsin. Daha da iddialı olmak gerekirse mutlaka Yedigey ile bir tanışın. Ukubala ile oturup bir çay için. Kazangap'ın arkadaşlığını edinin. Abutalip'in çocuklarının okuması için yazdığı ama hiç okutamadığı savaş anılarını dinleyin. Velhasıl kelam mutlaka okuyun.