“İnsanlar işlerine gider, ben acıya giderim.
Bir günde bütün isalarımı çarmıha gerer
Ve her günümü milât bilip, yekinirim.
Güzelliğim, ağlayan bir çocuğun güzelliğidir.”
Ç
Ç
Çağrılmazsan varma gönül
Seni sevmezse bir güzel
Bağlanıp da durma gönülNe gezersin Şam'ı Şark'ı
Yok mu sende hiçbir korku
Terk edersin evi barkı
Beni boşa yorma gönülYorulursun gitme yaya
Hükmedersin güne aya
Ask denilen bir deryaya
Çıkamazsın girme gönülBen kocadım sen genceldin
Başa bela nerden geldin
Gahi indin gah yükseldin
Şimdi oldun turna gönülBazı zengin bazı züğürt
Bazı usta bazı şagird
Bazı koyun bazı aç kurt
Her irenkten derme gönülVeysel gönülden ayrılmaz
Gahi bilir gahi bilmez
Yalan dünya yarsız olmaz
İster saçı sırma gönül
Yetmiş dokuzun kışıydı,
Sertti, soğuktu
İstanbul’a kar yağıyordu..
Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken..
Haliç’ in arkasında toplanıyorduk
Gece adamı içine çekiyordu
Biz geceyi içimize çekiyorduk..
En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları
Herkes beni seviyordu..
En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa
Coğrafya defterimin arkasına..
Bunu kimse bilmiyordu
Sizin evin duvarına kahrolsun diye yazıyordum
Ve hızla kaçıyordum
Sizin evin duvarına bir kez olsun
Seni seviyorum diye yazamadım
O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu
Dedim ya
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti, soğuktu
İstanbul'a kar yağıyordu.