Ruhu öldürülmüş iki canlı
9/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2026 96. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 18:31
“Ne derse desin, annesi ona iyi geceler öpücüğü verseydi, onu kollarına alıp ninniler söyleseydi ve kendini güvende hissettirseydi o kadınları bu kadar rahat bir şekilde öldürür müydü?” Kitabı oxuyub bitirdikdən sonra haqqında yazılan rəyləri oxuyanda çox adamın mövzunu tamamilə səhv anladığını gördüm. Hamı kitabın içindəki o ağır yetişkin səhnələrə, iyrəncliklərə, toksikliyə ilişib qalıb. Çoxu kitabı sadəcə ucuz bir porno romanı hesab edib kənara atır. Yazar ilk səhifədə olacaqları qısaca izah edib. Bunu oxuyub ona görə davam edib-edilməyəcəyini qərar versə oxucu kitabın əsl verdiyi dərsin nə olduğunu anlayan çox olardı Amma heç kim oturub bu sualı vermir: Niyə? Bu insanlar niyə bu vəziyyətdədir? Ortadakı o iyrəncliklərə, pisliklərə yox, bir az da o insanların ruhunu öldürənlərə fokuslanmaq lazım deyilmi? Məncə, oxucuların bu cür səhv yerə fokuslanmasının ən böyük səbəbi elə yazarın özüdür. Müəllif o keçmiş travmalara, personajların daxili dünyasına tam fokuslansaydı, hər şey çox daha yaxşı və mənalı olardı. Əlində o qədər dərin mövzu var ikən, o, kitabı bəzəməyə, o ağır səhnələri ön plana çıxarmağa çalışıb və mövzunun əsl dərinliyini kölgədə qoyub. Məncə bu kitab bir eşq hekayəsi deyil, tam mənası ilə psixologiyası alt-üst olmuş iki insanın travmalarının toqquşmasıdır. İnsanlar Robbie-nin canavarlığına baxıb nifrət edirlər. Bəli, adam qorxuncdur, amma onu bu hala salan, içine o qaranlıq toxumları əkən öz anası, öz ailəsi olub. Robbie durduğu yerdə bu canavara çevrilməyib. Eyni şey Savannah üçün də geçerlidir. Hamı onun Robbie qarşısındakı acizliyinə, o xəstəlikli duyğulara niyə bu qədər tez təslim olmasına əsəbiləşir. Amma unudurlar ki, Savannah hələ 5 yaşında uşaq olarkən nələrə məruz qalıb. Bir qız uşağının ruhunu bu cür vəhşicəsinə öldürüblərsə, o qız
SaplantıHarleigh Beck · Prime Kitap · 2025227 okunma
9/10
·432 syf.··
2026 26. kitabı
Selam kızlar! Dilhun Zor Aşk kitabının yorumuyla geldim Konusu: Yıllardır süren k@n davasının sonlanması için kardeşinin zorla evlendirileceğini duyan Elif Naz İzmir’den Mardin’e gelir. Başka çare bulamayınca da kardeşinin yerine kendisinin evlendirilmesine razı olmak zorunda kalır. Evleneceği adamın kendisine yıllardır aşık olduğunu bilmeyen Elif Naz’ı oldukça zorlu bir yol bekliyordur. Yorumum: Uzun zaman önce Wattpad’de yazılırken okuduğum bu kurguyu basılı halde elimde tutarak okumak bana çok duygusal hissettirdi Helin’in kalemini de yazmış olduğu karakterleri de ne kadar özlediğimi sayfaları hızla okurken fark ettimm Akışa geçmeden önce hızla yazarımızın kaleminden bahsedeyimmm Helin’in kalemi okuyucuyu sıkmadan tüm duyguları hissettirebilen bir kalem. Bir olay olduğunda kelimeler o olayı öyle güzel ifade ediyor ki kitabı okuyormuş gibi değil içinde birebir yaşıyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Belki de bu yüzden kitabı okurken her karaktere ayrı ayrı üzüldüm Elif Naz karakteri… yaşamış olduğu tüm zorluklara rağmen omuzlarını dik tutmaktan asla vazgeçmeyen ve pes etmek nedir bilmeyen, gözü kara bir kadın karakterdi. Elif Naz’ı okurken “bu kadın nasıl bu kadar güçlü, nasıl bu kadar dirayetli olabiliyor” dediğim çok fazla yer oldu. Kesinlikle hayran olası bir karakter olduğunu düşünüyorummmm. Bu gücünün yanı sıra çok da fedakar bir kadın. Kendi çocuğu gibi büyüttüğü kız kardeşi için kendi hayatını mahvetmeye bir an olsun düşünmeden göze aldı. Polat’tan ve ailesinden nefret ediyor olsa da Arin’in ona ihtiyaç duyduğu anda kollarını açmaktan da bir an olsun çekinmedi… Hazır cevaplılığının da beni benden aldığını söylemeden geçemeyeceğim‍ Uzun lafın kısası Elif Naz karakterine bayılıyorummm Polat mirza Soyder… Polat’ın zalim ağa olarak bilinmesine bir türlü
Dilhun 1 - Zor AşkLatife Helin Esen · Vera Kitap · 202662 okunma
Reklam
Çok kısa bir eser lakin günlere yayılacak kadar enerjisi var...
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 18:45
“Kün fe yekûn” ifadesi “Ol der ve olur” anlamıyla, ilahi iradenin mutlak kudretini çağrıştırır. Ahi AratoğluAhi Aratoğlu’nun eseri de tam bu merkezden hareketle insanın varoluşu, kader, teslimiyet, dua ve içsel dönüşüm temalarını ele alır. Roman/deneme arası bir çizgide ilerleyen metin, okuyucuyu hem düşünsel hem de duygusal bir yolculuğa davet eder... Kün Fe Yekûn, hızlı tüketilen bir roman değil; sakin bir zamanda, altını çizerek okunması gereken bir eser. Yazar, okura büyük cevaplar vermektense doğru soruları sordurmayı amaçlar. Eğer metnin ritmine teslim olursanız, kitap sizinle konuşmaya ve muhabbet etmeye başlıyor.
Alıntı
Kûn Fe YekûnAhi Aratoğlu · Olimpos Yayınları · 2019223 okunma
10/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2025 23:47
— “Arayan kul mudur Hâlık mıdır? Bir iğnenin mıknatısı çekecek gücü var mıdır? Ya arayış hissini kalbe koyan kimdir?” Daha önce okumadığım için üzüldüğüm bir kitap oldu: Azîzân. Silsiletu’z Zeheb’ten Ebu Ali Farmedî hz’leri ile Seyyid Emir Külâl hz’leri arasındaki altın halkalar; Yusuf Hemedânî, Abdulhâlık Gücduvânî, Arif Rivegeri, Mahmud Encirfagnevî, Ali Râmitenî(Azizan), Baba Semmasî’yi hemen hemen tüm eğitimleri ve icâzetlerini alıp irşâda başladıkları süreçler konu edinmiş. Yazar Ayşe Rahşan Hanım, bunu kronoloji hazırlar gibi değil, insanın içinde çiçekler açtıran, Allah’a hayrân güzel dostlarına meftûn eden bir örgüyle örmüş, hazretlerin nasihatleri ve yaşantılarıyla ve dahası Mevlânâ hzleri, Celaleddin Harezm, Alaaddin Keykubad gibi tarihte son derece önemli rolleri olan kimseleri ve dönemlerini, Moğollar’la Selçuklu ilişkilerini de o örgünün içine ışıltılı iplerle ilmek ilmek nakşetmiş; ortaya şahâne bir eser çıkmış. Okurken yer yer duygulandım, yer yer ağladım, gelen ahşap çeyiz sandığına işlenen besmeleye ve istiridye biçiminde oyulmuş mahfazasının içindeki yüzüğe Gülnihal’le beraber bakmış kadar heyecanlanıp duygulandım. “Böyle nâmağlup bir aslanın ölümü tilkilerin elinde oldu.” diye şehâdeti beyitlere konu olan Celâleddin Mengüberti’ye yüzlerce yıl uzaklıktan hüzünlendim. Hem bir güzelin dizi dibine oturmuş gibi duyup duyabileceğiniz en güzel nasihatleri alıyor hem de tarihin dalgalı sularında akışa kapılıp o süreçleri de sıkılmadan öğreniyorsunuz. Durduk yere Buhârâ, Encirfagne, Semerkand, Tebriz, Van sevdasına düşüyorsunuz. Ve bütün bunları o kadar zarif cümlelerle okuyorsunuz ki hayrânlığım burdan da katmerlendi. Meselâ bir yerde …”söz ipine inci dizerdi” diyor. Sıradan bir cümle ama okurken harfler çiçekler açıyor gibi görüyorum ben. Tabirin
AzizanAyşe Rahşan Gürel · Erkam · 201664 okunma
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 136. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 16:05
İlay Bilgili | Tempo “Dünya tüm manyaklığıyla hiçbir şey olmamış gibi çılgınca dönmeye devam ediyordu.” İlk bakışta iki arkadaşın sıradan gibi görünen hayatlarının ritmini takip eden bir hikâye gibi dursa da, sayfalar ilerledikçe bunun yalnızca yüzeyde kalan kısmı olduğunu fark ediyoruz. Hikâye ilerledikçe fark ediyoruz ki bu iki karakterin mücadelesi sokakların sertliğiyle ya da hayatın tatsız sürprizleriyle sınırlı değil; asıl çatışma, herkesin saklamaya çalıştığı o iç konuşmalarında gizli. Bazen bir kelimenin taşıdığı ağırlık, bazen bir kararın görünmez yaraları birbirine eklenerek karakterlerin ritmini bozuyor. Hayatın temposu bazen insanın kaldırabileceğinden çok daha hızlı veya çok daha ağır. Sıradan görünen bir günün içinde bile insanların birbirine dokunan, birbirinden sakladığı karanlık parçalar var. Yazar bunu k@n, ş.ddet veya büyük patlamalarla değil; kelimelerin soğukluğu, sessizliğin baskısı ve karakterlerin kendi iç hesaplarıyla gösteriyor. Kitabı okurken hissettiğim en baskın duygu, “insan doğasının iki yüzlü oluşu” oldu. Biri seni güldürürken, aynı kişinin içindeki başka bir ses bir şeyleri yıkma isteği taşıyabiliyor. Asıl mesele, herkesin kendi içindeki karanlığı nereye kadar taşıyabileceği. Ve en zor soru da şuydu: Bir insan, yeniden başlamak için neyi riske alabilir? Görünürde basit ilerleyen ama alttan alta zihni kemiren detaylarla örülmüş; insanın kendisiyle yüzleştiği o sert köşeleri tüm çıplaklığıyla gösteren bir eser. Kısacık olmasına rağmen etkisini bittikten sonra bile hissedeceksiniz. Ben yazarın kalemini sevdim, sizlere de tavsiyemdir “Anladığım kadarıyla kötü insanlar doğuştan böyle olmuyorlardı, onlar oluşuyordu.”
Tempoİlay Bilgili · Sia Kitap · 202511 okunma
Salt bir hikayeden fazlası..
Puan vermedi·480 syf.··
2025 113. kitabı
Bu kitap benim içimden bir şeyleri koparttı. Ruhumu, yüreğimi sıktı. Müslümanım diyen insanlar da ki bu riyakarsızlık da neydi öyle. Bu muydu İslamiyet? Bu muydu insanlık? Bunların gerçek olduğunu bilmek ve en kötüsü bu anlatılanlardan daha da kötü olduğunu bilmek, içimi acıtıyor. Allah böyle mi emir etmişti? Peygamber öğretisi bu muydu? Bu zulümü din adı altında yapmak hangi kitap yazıyordu? Kadın olmaktan bu kadar utandıran ya da kadın olmaktan bu kadar korkutan bir an da yaşamak.. Bizi biz yapan şeyler neydi? Benim güzel dinim islamiyet nasıl bu kadar kirletilebilir. Bu batı hayranlığı, sonra batının içine girdikten sonra doğu özlemi neden peki.. Bizi biz yapan şeyleri nasıl çürüttüler, yıktılar, yok ettiler. Bizi bize düşman ettiler. Dinimizi bize silah olarak kullandılar. Buna alet olan insanlardaki bu vicdansızlık, güç hırsı yerin dibine batsın. Yüreğim ağlıyor evet ve dağlar yankılanıyor bu feryattan. Dilim de tek dua. Rabbim sen bu dini muvaffak kıl. "Niyet et, dua et, sebat et, sabır et.. Umudunu yitirme sakın. Sonra mı? Sonrası: 'Kûn Fe Yekûn' 'Ol der ve Olur'." Bu bir kitap incelemesi değil ama burada paylaşmak istedim. Yüreğimin sesisini, gözümden akmayı bekleyen damla selini..
Ve Dağlar Yankılandı (Midi Boy)Khaled Hosseini · Everest Yayınları · 202241,9bin okunma
Reklam
Reklam