“Çocuklar çok küçük yaşlarda matematiği anlamaya başlıyorlar ve yaşlarıyla birlikte matematiksel birikimleri de artıyor. Hem okullarından hem de günlük hayata dair deneyimlerinden matematikle ilgili birçok yeni şey öğreniyorlar. Fakat, özellikle okullarda aldıkları matematik eğitimi nedeniyle kafalarında gittikçe tek bir matematik tanımı oluşmaya başlıyor ve ne yazık ki her matematiksel durumun tek bir çözüm yöntemi, her matematiksel sembolün ve bağıntının tek bir duruma özgü olduğu gibi yanlış görüşler üzerine kurulu bir anlayışa sahip oluyorlar. Bu yüzden, hem aileler hem öğretmenler hem de araştırmacılar çocukların gündelik yaşamdaki deneyimlerinden edindikleri matematik bilgilerinin, gündelik yaşamda karşılaştıkları matematiksel durumlara buldukları çözümlerin ne kadar önemli olduğunun farkına varmak zorundalar. Çocukların kendi buldukları çözümleri destekleyip yeteneklerini sergilemelerine izin vermeliyiz. Zira yaratıcılıkları ancak bu şekilde gelişecek ve böylece matematiği sevip günlük hayatta karşılarına çıkan matematiksel durumlara buldukları zekice çözümleri sınıflara da taşıyacaklardır. Artık matematik problemleri deyince insanların korkmak yerine gülümsediği bir matematik tanımı yapıp insanları kalıp bilgileri ezberlemeye değil yaratıcılıklarını kullanmaya ve araştırma yapmaya teşvik eden bir matematiksel anlayışı benimsemeliyiz.”
Lise yıllarımda benzer şeylerle karşılaştığımı anımsıyorum. Sorunun çözümü doğruysa elbette tam puan verilmesi gerekir. Yalnız sanıyorum orada şöyle bir durum söz konusudur; sınavlarda sorduğumuz her bir sorunun ölçmeyi amaçladığı bir kazanım vardır ve öğretmeninizin özellikle tek bir çözüm yolunu kabul etmesinin sebebi de bu olmalı. Fakat tabii ki böyle bir durumda sorunun yanına özellikle istenilen çözüm yönteminin belirtilmesi gereklidir aksi takdirde bütün doğru sonuçların kabul edilmesi gerekir.
“İnsanlar herhangi bir problemi çözerken okulda kendilerine öğretilmeyen başka bir yoldan gitmeyi tercih ettiklerinde niçin aslında yanlış bir yoldan giderek problemi çözümlemeye çalıştıklarını düşünüyorlar?”
“Bu dizinin ilginç yanı, 5. terimden sonraki ardışık terimlerin oranlarının altın orana çok yakın olmaları 12. terim olan 144’ten sonraki bütün ardışık terimlerin oranlarının ise sürekli olarak 1,61803... olarak çıkmasıdır.”