8/10
·280 syf.··
2026 36. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 17:28
herkese merhaba, okumalarınız nasıl gidiyor? size bugün sevdiğim bir yazar olan #freidamcfadden dan #dkoğuşu #wardd ile geldim. açıkçası her ne kadar sosyal medyada yazarın en zayıf kitabı olduğu iddia edilse de benim hem en merak ettiğim kitaptı hem de okurken gerçekten kafamı dağıtan bir kitap olarak beğendim. tıp öğrencisi Amy, çeşitli birimlerde rotasyon yapmaktadır. bu seferki rotasyonu ise pskiyatri bölümünün kilitli koğuşu olan D koğuşundadır. Amy rotasyonunu öğrendiğinden beri çok endişelidir çünkü geçmişinde sakladığı bazı şeyler vardır. koğuşa geldiğinde onu sınava çalışmak gibi bir sebepten terk eden Cameron ile de karşılaşınca büsbütün rahatsız olur. gece nöbetinin bir an önce bitmesini arzular. bu esnada nöbetçi doktor Beck ve bir hemşire dışında koğuşta sadece hastalar vardır. giriş çıkış bir koda bağlı ve içerde telefon çekmemektedir. Amy, nöbet boyunca hem hastaların huzursuz hallerinden, hem geçmişi yüzünden oluşian paranoyasından hem de geçmişten bir hayalet gibi gelen çocukluk arkadaını koğuşta bulmasıyla iyice gerilir. hastaların hepsi o gece tecritteki hasta tehlikeli Sawyer tarafından öldürüleceğini söyler. Amy'nin paranoyası iyice tetiklenirken bir yandan da lise döneminde arkadaşı Jade ile olan bölümleri okuruz. yazar yine çok hızlı okunan çok iyi bir iş çıkarmış. özellikle hasta profilleri gerçeğin biraz üzerinde olsa da birlikte düşününce oldukça iyi bir gerilim ortaya çıkmış (normalde kilitli koğuş dahi olsa bu kadar şizofreni hastasının aynı anda olması biraz gerçeküstü çünkü bilinenden daha az rastlanıyor. hasta profilleri, kendini örümcek adam sanan bir adam, tanrının oğlu olduğunu söyleyen bir adam, örgü örmeyi çok sever gibi yapan çok yaşlı bir kadın, ilaç denemesindeki bipolar jade, insanları öldürmesini söyleyen sesler duyan Will ve
D KoğuşuFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20243,599 okunma
Yedi Günlük Sessizlik
Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Her şey Maçka Parkı’nda bir meydan okumayla başlıyor. "Hadi, bir hafta telefonları kapatıyoruz" dediklerinde, bunun sadece dijital bir mola olduğunu sanıyorlardı. Ama o 7 gün, her birinin hayatındaki sahte kalabalığı süpürüp attı. Peki, o telefonlar kapalıyken aslında neler oldu? Beş arkadaş; İpek, Emre, Tuna, Kader ve Cem... Cem : O sadece Kitabın kalbi değil İşitme ve konuşma engelli ebeveynlere sahip (KODA) bir genç. Annesini tam da üniversite sınavı günü kaybetmiş. İki dünya arasında kalmışlık hissi ve sevgisiz bir babayla aynı evin içinde bambaşka bir yalnızlığa mahkûm edilmiş bir gencin, siyah kedisiyle tutunduğu o ince hayat çizgisi kitabın en dokunaklı tarafı. Onun tek sığınağı, her daim yanında olan siyah kedisi. ​İpek : Dışarıdan kusursuz görünen hayatının altında, babasının bir başkasından çocuk beklediği haberiyle sarsılan ve yılların travmalarını omuzlayan bir genç kadın. ​Kader : Annesini hiç tanımamış, sadece bir saç örgüsüne tutunarak kendi kimliğini bulmaya çalışan, sessiz ama derin bir karakter. ​Tuna ve Emre: Sorumluluklarla, saklanan ağır sırlarla ve toplumsal beklentilerle sınanan diğer halkalar... 7 gün bittiğinde, kimse o parka ilk günkü kişi olarak dönmedi. Sessizlik bir eksiklik değil, bir direnişmiş;dünyanın o parıltılı, kusursuz filtreleri aradan çekiliyor. Ve işte o an gerçeklerle yüzleşiyoruz: ​Paylaşımlarımız bu kadar "mutluyken", içimiz neden bu kadar sessiz? ​Sessizlik gerçekten iyileştirici bir liman mı, yoksa bastırdığımız her şeyi yüzümüze vuran en acımasız ayna mı? Her paylaşılan bu kadar renkliyse, neden kimse mutlu değil ?
Yedi Günlük SessizlikGüneş Altunkaş · Destek Yayınları · 202635 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·288 syf.··
2026 28. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 08:17
YEDİ GÜNLÜK SESSİZLİK . Mart ayındaki ilk okumam #yedigünlüksessizlik oldu. Dün başladığım ve bulduğum her fırsatta kitabıma koşarak tamamladığım okumamın yorumunu hemen yazmak istedim. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bu derece sürükleyici ve etkileyici bir okuma beklemiyordum. Gönülden #tavsiyemdir . Cem, İpek, Emre, Kader ve Tuna... Birbirlerine çocukluktan kalma bağlarla tutunmuş beş yakın arkadaş... Sıcak bir dostluk, eski mahalle ortamı içinde fakat artık sosyal medya faktörüyle devam eden birliktelik onların ki. Öyle ki, Emre'nin üç milyon takipçi olmasını kutlamak için Maçka Parkı'nda buluşacaklardı. Ve o gece olanlar oldu. Kader'in çevrimdışı Cem hariç hepsinin elinde telefon ile orda bulunma(ma)sı, buluşma amacının birliktelikte olup yalnız takılmak olmadığını söylemesi ve rest çekerek yedi günlük sosyal medyasız bir hayata uyanma fikri kabul edilmişti. İşte bundan sonrasında aynı sokakta büyümüş, aynı ekonomik şartlarda olmuş olmanın, aynı hayatı yaşamak olmadığnı okumak. Her biri bir başka hikayenin içinde, bir başka gerçeği yaşayıp birbirlerinden bir şekilde gizlenen yaşamlar. Yüzeyde yaşanılan dostluk olsa da, altta kocaman bir iletişimsizliğin mevcut olması. Cem'in babası Şebap'ın geldiği yeri unutup sonradan görme vicdansızliğiyla oğlu ve komşularına davranışı, İpek'in üç kuşak süren travması, Kader'in çocukluğundan beri alamadığı cevapsız sorusu, Tuna'nın kardeşi için kendini suçlaması ve Emre'nin geç gelen itirafı. Fatma'nın bitmeyen anne sevgisi, Gül'ün hayata her daim gülmenin şükranı, kara kedinin karşılıksız sevgisi ve keşke öyle komşum olsa dediğim Necla Teyze. Hepsi bir yana," KODA " nın ne olduğunu öğrenmem ve her daim savunduğum sosyal medyanın kısıtlı kullanılıp bizi hayattan koparmamasının en güzel ifadesinin kitabı bu. Şu anki gençleri
Yedi Günlük SessizlikGüneş Altunkaş · Destek Yayınları · 202635 okunma
Puan vermedi
... ..." Her paylaşılan bu kadar renkliye neden kimse mutlu değil?" ♡ Yedi Günlük Sessizlik Günes ALTUNKAŞ ♡ Onlar birbirlerini çocukluklarından beri tanıyan, ayni parkta, ayni kaydıraktan kaymış, sıkı bağlarla birbirine tutunmuş beş yakın arkadaş; Tuna, Kader, Emre, İpek, Cem ...Her biri bir başka hikayenin içinde, kendilerinin baş kahramanı olduğu bir başka gerçeği yaşıyordu. Beş genç, beş ayrı pencereden ayni gökyüzüne bakarken, birbirlerinin hayatında neler oldugunu henüz bilmiyorlardı. Ta ki bir akşam Kader' in bir meydan okuma gıbi başlattığı sosyal medyadan #yedigünlüksessizlik teklifi ve bu teklifi kabul etmeleriyle, telefonlarını kapattılar, hesaplarını bildirimlerini susturdular, Cem'e, bır kutu içinde tüm telefon, tablet, laptoplar emanet edildi. Cem, konuşma ve işitme engelli bir annenın KODA çocuğu yani konuşabiliyor ve işitiyor. Annesinin sessiz dünyasında sessiz ve suskun bir cocuk olarak büyümüş, annesini kaybedince babasıyla ayni evde bambaşka yalnızlıkla yaşıyor. Cem, en üzüldüğüm karakter oldu, beş samimi arkadaşın en derinlerde yaşayan , tek gercek olanı Cem olduğunu düşündüm. Yedi günün sonunda detox bitmiş aldığı emanetleri teslim için beklerken hiçbirinin gelmemesi , o an onların eksıkliği değil, var olduğuna inandığı arkadaşlık bağının eksilmiş olması Cem' e ağır gelmişti ama acaba bu düşüncesi doğru muydu? Artık sırların açığa çıktığı, herkesin konuşmaktan çekindiği gerçeklerin ortaya döküldüğü bir yedi gün geçirmislerdi. Dram ağırlıklı bir kitap ama yazar dramatize etmeden, akıcı, sade bir üslupla okura sorgulatıyor. Dijital kaosun içinde kendimizden ne kadar zamandır bu kadar uzağız? Bazı şeyler vardı ki onları saklamak vicdansızlık değil,
Yedi Günlük SessizlikGüneş Altunkaş · Destek Yayınları · 202635 okunma
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 13:05
Merhabalar sevgili dostlarım Telefonla ilişkiniz ne seviyede? Ya da şöyle sorayım, sabah ilk yaptığınız iş telefona bakmak mı oluyor ? Eğer öyleyse size kötü bir haberim var.Bu telefon bağımlılığının en önemli belirtisiymiş. Şahsen ben uyanınca elim hemen telefona gidiyor ,çünkü alarm çalıyor Ben ilk telefonumu 98 yılında almıştım.Antenli falan kocaman takoz bir telefondu .O zamana kadar hayatımızda telefona yoktu .2005 lere kadar da telefon sadece iletişim aracıydı .En fazla Yılan oynuyorduk .Ama 2005 sonrası Facebook la birlikte vaktimizin çoğunu (ç)almaya başladı.Nasıl guzel vakit geçiyormuş aslında demekki .Geçen yıl instagram kapatılmıştı 10 gün, nasıl da sıkılmıştım . Evett kitabımızın ana olayı bu olsa da altında ayrı ayrı dramlar var ,ama dramatize edilmeden anlatılmış. Cem,İpek, Emre,Kader ve Tuna ilkokuldan beri samimi beş arkadaş. Cem benim en sevdigim oldu içlerinde, Sarıp sarmalayasım geldi onu .Annesini yeni kaybetmiş. Cem bir KODA.yani işitme ve konuşma engelli bir annenin duyan ve konuşan çocuğu. Annesinin sesini duymadan ,gönlünden gelen sesiyle büyümüş. Üniversite sınavına hazırlanıyor ama babası tam bir şerefsiz. İpek sosyal medya fenomeni .Annesi eski bir şarkıcı. Babasıyla boşandıktan sonra İpeği hep onu kötüleyerek büyütüyor. Emre de sosyal medyada araba yarışlarıyla ilgili yayınlar açıp kendini sahte bir dünyanın içinde hapsetmiş. Kader emniyet müdürü babası, onun ikinci karısı ve ikiz bebekleriyle yaşıyor. Annesinin kim olduğunu bilmiyor . Tuna içlerinde en az dertli olan galiba .Bilmiş kardeşi Beren le uğraşıyor o da .. Bu 5 arkadaş arada Maçka Parkında buluşuyor. Bu buluşmalardan birinde Kader bir teklif götürüyor. Bir hafta telefon ,tablet ,laptop bütün hesaplardan uzak durmak .Hep çevrimdışı olan Cem hariç hepsi itiraz ediyor başta ama
Yedi Günlük SessizlikGüneş Altunkaş · Destek Yayınları · 202635 okunma
9/10
·288 syf.··
2026 19. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 15:07
Yedi Günlük Sessizlik – Güneş Altunkaş Bazı kitaplar vardır, konusundan çok hissettirdikleri kalır aklında. Yedi Günlük Sessizlik benim için tam olarak öyle bir kitap oldu. Okurken sadece karakterleri değil, biraz da kendimi düşündüm. Kitaba Cem’le başlıyoruz. Üniversiteye mezuna kalmış hazırlanan bir genç. Ama onun asıl yükü sınav stresi değil… Sınav günü annesini gözlerinin önünde kaybetmiş olması. Üstelik annesi işitme engelli. Cem, işitme ve konuşma engelli ebeveynlere sahip sağlıklı çocuklar için kullanılan koda kavramının bir örneği. Kitapta geçen o cümle beni çok etkiledi: “Ne iki dünyaya aitsindir ne de bütünüyle birine.” Gerçekten Cem’in hayatı tam olarak böyle bir arada kalmışlık hissiyle geçmiş. Annesini kaybettikten sonra sevgisiz bir babayla baş başa kalması, babasının maddiyat dışında hiçbir şeyi umursamaması, hatta evle ilgili bir elektrik sorununu bile “nasıl olsa satacağım” diyerek yaptırmaması… Cem’in hem üniversiteye hazırlanıp hem de çalışmak zorunda kalması insanın içini burkuyor. Sonra arkadaş grubunu tanıyoruz: İpek, Emre, Tuna ve Kader. Hepsinin ortak noktası sosyal medya ama aslında hepsinin ortak yarası başka. Maçka Parkı’nda herkesin telefona gömüldüğü o sahne ve ardından gelen 7 günlük sosyal medya detoksu kitabın kırılma noktası oluyor. Detoks başladıkça maskeler düşüyor. İpek’in annesinin yıllarca yüklediği travmalar, Emre’nin sakladığı ağır sır, Tuna’nın sorumlulukla sınanması… Ve Kader. Annesini hiç tanımamış, sadece bir saç örgüsüne tutunmuş bir kız. Onun kendini bulma süreci beni en az Cem kadar etkiledi. Bu kitapta aslında sosyal medyadan uzaklaşmayı değil, insanın kendine yaklaşmasını okuyoruz. Ben de okurken sık sık şunu düşündüm: Biz neleri ekranların arkasına saklıyoruz? Akıcı, kolay okunan ama alt metni güçlü bir kitaptı.
Yedi Günlük SessizlikGüneş Altunkaş · Destek Yayınları · 202635 okunma