KÜLTÜREL TERMODİNAMİK
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK VE ALGORİTMİK KAPİTALİZMİN SERT DUVARI: ROBIN HOOD MİTOSUNDAN DİJİTAL SİMÜLASYONUN İFLASINA KÜLTÜREL EKONOMİ-POLİTİK BİR MANİFESTO ALTYAPININ DÖNÜŞÜ VE MİTİK MORFOLOJİ Geç kapitalizmin ekonomi-politik yapısı, kendini mekânsız, bulut tabanlı, sürtünmesiz ve sonsuz bir akışkanlık olarak sunan siber-algoritmik bir illüzyon üzerine kuruludur. Gilles Deleuze’ün kontrol toplumu olarak kavramsallaştırdığı bu yeni evre, bireyin kodlar, şifreler, modülasyonlar ve sürekli veri akışlarıyla kesintisiz bir denetime tabi tutulduğu bir matriks vaat eder. Ancak bu vaat, ideolojik bir örtüden ibarettir. Algoritmik kapitalizm, kendini ne kadar soyut ve maddesizleştirilmiş olarak sunarsa sunsun, eninde sonunda evrenin bükülmez fizik yasalarına, termodinamiğin acımasız gerçekliğine ve somut coğrafi ya da jeopolitik boğaz noktalarına bağımlıdır. Bu makale, entelektüel tarihin en eski isyan mitlerinden biri olan Robin Hood figürünün çağlar boyunca geçirdiği morfolojik dönüşümleri temel alarak, kapitalizmin muhalif enerjiyi evcilleştirmek için ürettiği "Kültürel Artı-Değer" mekanizmasını deşifre etmektedir. Geliştirilen "Kültürel Termodinamik" teorisi uyarınca; sisteme karşı geliştirilen her radikal isyan, adalet talebi veya arzu nesnesi, kapitalist aygıt tarafından emilerek simülasyon evrenine tahvil edilir. Ne var ki, bu dijital simülasyonun sürdürülebilmesi için harcanan muazzam atomik ve fiziksel enerji, sistemi kaçınılmaz bir çöküş eşiğine, yani "Sert Duvar" gerçekliğine taşımaktadır. Michael Sarnoski’nin sinematik praksisinden Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi küresel ikonların ontolojik dönüşümlerine uzanan bu dokuz eksenli söküm matrisi, siber-panoptikonun elektriklerinin kesileceği o fiziksel sınırı ekonomi-politik, deterministik ve termodinamik
Felsefe
Mutabık Me'hazler
Said-i Nursi Eserlerinde Kürt Halk Kültüründen Birkaç Örnek) Aydin ÜNEŞİ, M. Zahir ERTEKİN Çend Nimûne ji Çanda Gelêrî ya Kurdî di Berhemên Seîdê Nûrsî da "{Kela Dimdimê: Destana Kela Dimdimê li ser rûdaneke dîrokî ya rasteqîn hatîye vegotin. Destaneke mêrxasî û welatparêzîyê ye. Kela Dimdimê dikeve başûrê rojavayê Ûrmiyeyê, bi 18 km. yan jê dûr e. Li ser zinarekî bilid ê ku navê wî Dimdim e hatîye avakirin. Ev kele berî Îslamê ava bûye. Emîrxanê Biradostî ew kela kevin ji nû ve ava kirîye. Dorpêça Kela Dimdimê di sala 1608ê de dest pê kiriye û heta dawîya sala 1609ê bi têkçûna bera Xanê Lepzêrîn ê Biradostî qedîyaye. (Kaplan, 2015: 13). Ji vê beşa destana Kela Dimdimê diyar dibe ku Nûrsî jê îstîfade kirîye. Di destanê de bûyera behsa wê tê kirin di navbera Şah, Xan û şivanekî de dibore. Nûrsî heman meseleyê wekî ku di navbera du şivanên ehlêqelb de dibore vedibêje. Varyantên vê destanê ên din jî hene. Di varyantek din a pexşanî de weke ku ev bûyer di navbera Xan û şivanek de dibore hatiye neqilkirin. (Kızıl, 2016). **“Bir zaman ehl-i kalp iki çoban varmış. Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar. Kaval tabir ettikleri düdüklerini, o süt kâsesi üzerine uzatmışlardı. Birisi Uykum geldi, deyip yatar. Uykuda bir zaman kalır. Ötekisi yatana dikkat eder, bakar ki sinek gibi bir şey, yatanın burnundan çıkıp süt kâsesine bakıyor ve sonra kaval içine girer, öbür ucundan çıkar gider, bir geven altındaki deliğe girip kaybolur. Bir zaman sonra yine o şey döner, yine kavaldan geçer, yatanın burnuna girer; o da uyanır. Der ki: Ey arkadaş! Acib bir rüya gördüm. O da der: Allah hayır etsin, nedir? Der ki: Sütten bir deniz gördüm. Üstünde acib bir köprü uzanmış. O köprünün üstü kapalı, pencereli idi. Ben o köprüden geçtim. Bir meşelik gördüm ki başları
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
PREDESTİNATİON
Biz öz həyatımızın, taleyimizin müstəqil memarıyıq, yoxsa hər addımı əvvəlcədən ən xırda detalına qədər yazılmış bir ssenarinin icraçıları? Çox vaxt elə hesab edirik ki, həyatda verdiyimiz hər bir anlıq qərar gələcəyimizi formalaşdıran azad iradəmizin məhsuludur. Amma elə ekran əsərləri olur ki, insanın bu köklü inancını dərindən sarsıdır və onu öz varlığı ilə amansız bir toqquşmaya məhkum edir. Elmi-fantastika janrının ən pik nöqtələrindən biri olan bu möhtəşəm ekran əsəri, Robert Haynlaynın "Hamınız zombisiniz" (All You Zombies) adlı məşhur qısa hekayəsi əsasında ekranlaşdırılmışdır. Bu şah əsər bizə zamanın sadəcə keçib gedən bir məfhum olmadığını, onun əslində içindən çıxılması qeyri-mümkün olan bir həbsxana olduğunu göstərir. İlk baxışda bu mənzərə Stephen King'in məşhur "11/22/63" romanındakı zamanın keçmişi dəyişdirməyə çalışan insana qarşı göstərdiyi o amansız müqaviməti - "keçmiş inadkardır, dəyişmək istəmir" prinsipini xatırladır. Lakin bu film bəhs edilən ideyanı daha dağıdıcı bir nöqtəyə daşıyır. "11/22/63"-də keçmişi dəyişmək üçün göstərilən hər cəhd dünyanı fərqli bir apokalipsisə və xaosa sürükləyirsə, burada keçmişi dəyişmək üçün atılan hər bir addım elə dəyişdirilmək istənilən keçmişin özünü, o qaçılmaz taleyi doğurur. Hekayə zamanda səyahət edən, zaman çarxları arasında sıxılıb qalmış insan ruhundan, şəxsiyyət bütövlüyündən və tənhalıqdan bəhs edir. Əgər siz də hər addımı təxmin edilən bəsit süjetlərdən yorulmusunuzsa, bu dumanlı və qaranlıq labirintin pərdəarxasına keçib hər detala gizlədilmiş dərin mənaları kəşf etmək sizə tamamilə fərqli bir həyəcan bəxş edəcək. Rejissor bizi ilk saniyələrdən etibarən dumanlı bir barın küncünə, keçmişin kimsəsiz yetimxanalarının soyuq dəhlizlərinə və gələcəyin boz, hissiz bürokratik mərkəzlərinə aparır, lakin bu
Film
Eğitimde konuşma dil kodları
Bernstein farklı toplumsal gruplardan gelen öğrencilerin okulda farklı dil kodu kullandıklarını öne sürer. Öğrencilerin kullandıkları farklı dil kodları dilsel becerilerini yansıtır ve hayatlarının ileriki yıllarını da etkileyecek olan eğitimde eşitsizliklerin resmini verir.Bernstein’e göre alt sınıfın çocuklarının konuşmaları basit koda dayanmaktadır. Basit kod, çocuğun içine doğduğu kültürel ortamla bağlantılı olarak, konuşmacının dinleyicilerden anlamalarını beklediği, fakat dinleyicilerin daha önce duymadıkları ifadeler içeren bir konuşma türüdür. Basit kod, normların sorgulanmadan kabul edildiği bir toplumsal hayatın dilidir. Bu hayatta güçlü aile ilişkileri vardır ve ebeveynler çocuklarını eğitirken onlarla konuşmak yerine cezalandırma ya da ödüllendirme yoluyla davranışlarını düzeltirler.Orta sınıfın çocukları ise karmaşık kodla konuşurlar. Bu konuşma kodu bağlamlara daha az bağımlıdır ve çocuk rahatlıkla genelleme yapabilir, soyut kavramları kullanabilir. Bu çocukların büyüdüğü toplumsal hayatta ebeveynler, davranışlarına verdikleri tepkinin nedenlerini ve ilkelerini açıklarlar. Örneği alt sınıftan bir çocuk daha fazla şeker yemek istediğinde ebeveyn ona “sana daha fazla şeker yok” diyerek tepki verirken orta sınıftan çocuğun ebeveyni bunun onun için neden zararlı olduğunu açıklayacaktır. Basit kod akademik dille ve kültürle uyumsuz iken karmaşık kod daha uyumludur. Bu sebeple orta sınıfın çocukları eğitimin gereklerini karşılamaya daha yatkın olur. Bu da orta sınıfın çocuklarını akademik hayatta daha başarılı kılar. Akademik başarıyı düşüren basit kodun özellikleri şu şekilde özetlenebilir:a) “Çocuk evde sorduğu sorulara büyük bir olasılıkla kısıtlı yanıtlar almaktadır ve bu nedenle de, hayat hakkında, karmaşık kodda ustalaşmış çocuğa göre, hem daha az
Alıntı
Dedi..
Dikkat et, seni "iyileştirdiklerini" söyledikleri her an, aslında seni senden eksiltiyor olabilirler. Laboratuvar ortamında üretilmiş bir "insanlık projesine" kurban edilemeyecek kadar kıymetli bir ruhun, bir fıtratın var. Bilim kılıfıyla ruhuna sızmaya çalışan bu ince nakışlı tezgaha karşı tek silahın, kalbinin sesine, kadim hakikate ve seni sen yapan o ilahi koda sadık kalmaktır. Proje olma, kendin ol. Çünkü dünya, kurgulanmış robotlara değil, uyanmış insanlara muhtaç. Kitaba Dair Notlar: #299405299
Kreatif Kurgu Dışı Eserler

Kreatif

@KulturSanatToplulugu
·
İnsan 2.0: Yeniden Yapılandırma Operasyonu
Dikkat buyurun, eş güdümlü olarak farklı cepheler üzerinden, bilimsellik kamuflajı altında, nakış yapar gibi, bir *İnsanlığı Yeniden Yapılandırma Projesi* uygulanmaktadır.
Sayfa 42 - Ketebe Yayınları, 9.Baskı, Eylül 2025·Kitabı okudu
Kreatif Kurgu Dışı Eserler
Önce Trajedi, Sonra da Komedi Tarih
Tüketim Toplumu Baudrillard şunu söylüyor: Tarih ve gelenek artık yaşadığımız bir gerçeklik değil, vitrinlerde sergilenen birer "nostalji nesnesi" haline geldi. Gerçek tarih bir kez yaşanır ve biter; oysa bizim bugün "kültür" diye tükettiğimiz her şey, o gerçeğin içi boşaltılmış, abartılı ve biraz da karikatürize edilmiş bir kopyasından ibaret. Bunu somutlaştırmak için kitaptaki "odun ateşi" örneğine bakmak yeterli. Şehir merkezinde, her türlü teknolojiyle donatılmış ultra lüks bir sitede veya modern bir kafede yanan o dekoratif şömineyi bir düşünün. O ateş orada gerçekten ısınmamız ya da yemek pişirmemiz için yanmıyor; çünkü ısınma meselesini zaten merkezi sistemler çoktan çözmüş durumda. Peki, o zaman neden o ateşin karşısındayız? Çünkü biz orada odunun kendisini değil, tarihin derinliklerinden koparılıp bir pazarlama malzemesi haline getirilmiş olan "doğallık" ve "otantiklik" imgesini tüketiyoruz. Baudrillard’ın deyimiyle bu bir "restorasyon" süreci; yani geçmişe ait modellerin, gerçek anlamlarından koparılarak sadece birer "gösterge" olarak yeniden diriltilmesi. O şöminenin başında otururken aslında somut bir ihtiyacı gidermiyoruz; sistemin bize "bakın bu doğaldır, bu estetiktir" diye sunduğu o sahte koda yanıt veriyoruz. Yani gerçeklik çoktan yadsınmış, yerini ise sadece üzerinden prim yapılan parlatılmış semboller almış durumda. Siz ne dersiniz?
1000Kitap