“Ben, yapılacak tek bir şey olduğu kanısındayım: Doğma nedenimizi bulmak ve bunu elimizden geldiğince iyi, bütün gücümüzle, öküz altında buzağı aramadan ve bizim hayvan doğamızda tanrısallık olduğunu sanmadan yerine getirmek. Ölüm bizi alacakken yapıcı bir şeyler yapmakta olduğumuz duygusuna ancak o zaman varırız. Özgürlük, karar, irade, bütün bunlar kuruntudan ibarettir. Arıların yazgıdını paylaşmadan bal yapabileceğimizi sanıyoruz; ama biz de, görevlerini yerine getirmeye ve sonra da ölmeye mahkum zavallı arılardan başka bir şey değiliz.”
“Kendime bir soru sordum: Niçin, niçin başkaları değil de bunlar?
Bir soru daha: Ya ben? Benim de yazgım alnımdan okunuyor mu acaba? Ölmek istememin nedeni buna inanıyor olmam.
Ama eğer evrenimizde henüz olmadığımız şeyi olma olasılığı varsa… Ben bu olasılığı yakalayabilir miyim? Kendi yaşamımı babamınkilerden farklı bir bahçe haline getirebilir miyim?”
“Dışarıdan dikenlerle zırhlı, tam bir kale, ama bence içinde kirpiler kadar doğrudan bir rafinelik var. Onlar haksız yere duyarsız,uyuşuk görülen, şiddetli oranda yalnız ve korkunç bir şekilde zarif hayvanlar.”
“Yaşamımızın mutlu anları böyle akıp gider. Kararın ve niyetin yükünden kurtulmuş bir halde kendi iç denizlerimizde dolanırken, çeşitli hareketlerimize sanki başkasının eylemleriymiş gibi tanık oluruz ve yine de iradedışının yetkinliğine hayran kalırız.”