“Çay ritüeli, aynı jest ve yudumlamaların bu değerli sürdürülüşü, basit, sahici ve rafine duyumlara bu yükseliş; çay, yoksulların olduğu kadar zenginlerin de içeceği olduğundan bir aristokrat zevkine sahip olma izninin pek az masrafla herkese bu verilişi, yani çay ritüeli, hayatlarımızın saçmalığında dingin bir uyum gediği açmak gibi olağanüstü bir erdeme sahiptir. Evet, evren boşlukla elbirliği yapar, kayıp ruhlar güzelliğe ağlar, anlamsızlık bizi kuşatır. O halde, bir fincan çay içelim. Sessizlik olur, dışarıda esen rüzgâr işitilir, sonbahar yaprakları hışırdar ve uçuşur, kedi sıcak bir ışık içinde uyur.
Ve her yudumda zaman iyice yücelir.”
“
Yakında çocukluktan çıkacağım. Yaşamın bir güldürü olduğuna kesinlikle inanmama rağmen sonuna kadar dayanabileceğimi sanmıyorum. Aslında bizler varolmayana inanmak üzere programlanmışız, çünkü bizler acı çekmek istemeyen canlılarız. Bu nedenle, tüm gücümüzü bu çabaya değen şeyler olduğuna ve bu nedenle yaşamın bir anlam taşıdığına ikna olmak için harcıyoruz.”