Arkadaşlar. Bitti. (Kocaman bir derin nefes burada)
Gerçekten sonlara doğru özellikle bitireceğime dair inancım azalmıştı ama bitti ya, ay elhamdülillah hâlâ inanamıyorum, o kadar doluyum ki vızırdama konusunda, yazsam minik bir Karamazov Kardeşler de ben yazmış olurum (Adı da Yaramazov Kardeşler filan olur muhtemelen) ama yani şu an gerçekten kitabı okurken oluşan yorgunluğumdan dolayı en az 20 dk (özel belirlendi süre) dinlenmek istiyorum (hayır olamaaaz nolur yorum yaz diyen hayranlarıma üzüntüyle duyurulur jfjfjdjdjjd, cidden böyle olsa ya), bana bi 20 dk müsaade edin (şizofrensin elif) azıcık dinlenip geleyim, çav bella (hoşça kal sevgilim, sen hoşça kalma Karamazov Kardeşler)
Eveeeet, arkadaşlar ne demem gerektiğini gerçekten bilemiyorum, uzunluğuna aldırmadan baştan sona yazsam aklımda bir plan, kompozisyon olurdu ama öyle bir yorum istemediğim için nereden başlamam gerektiğini de kestiremiyorum. Ya da buldum, nefretimden başlayalım jfjdjdjjd
Arkadaşlar okumayın, bana güvenin ve okumayın, ha illa okuyacaksanız mutttlaka sadeleştirilmiş halini alıp okuyun, bir sürü yayınevi kısaltıp basıyor zaten, hatta belki ben de sadeleştirilmiş şöyle max 400 sayfalık halini okusaydım eminim ki beğenirdim, bu kitabın hakkı asssla 1025 sayfa olmak değil.
Şimdi öncelikle nelere aşırı canım sıkıldı onlardan bahsedeyim, zaten neden okumayın diye kendimi parçaladığımı anlayacaksınız. Bir kere arkadaşlar bütünlük yok, bakın en basit örneğini vereceğim bunun, yanlış hatırlamıyorsam kitabın 200 civarı sayfalarında (yani öyle ortası sonu filan değil) müthiş bir Alyoşa'ya taş atan çocuk olayı vardı, aslında olağanüstü bir şey asla yoktu ama öyle güzel anlatılmıştı ki çok çok çok etkilenmiştim, hatta kitabı konuştuğumda bu olayı heyecanla anlatıyordum, ve şunu söylediğimi hatırlıyorum,