Callypso Lilis, 16 yaşına girmesine iki hafta kala yıllarca kendisini istismar eden üvey babasını öldürür ve Pazarlıkçı olarak bilinen Desmond Flynn'den yardım ister. Her bir iyilik, Pazarlıkçı'ya ödenecek bir borçtur ve genellikle sonu iyi bitmez. Ancak Pazarlıkçı, üvey babasının cesedini ortadan kaldırmak için bir karşılık talep etmez çünkü Callie henüz reşit değildir. Des, Callie'yi Peel Akademisi'ne yerleştirir ve 5 ay sonra Callie onu tekrar çağırır çünkü onun bir siren olması Des'in büyüsünü zayıflatır. Bir anlaşma yaparlar, böylece Callie'nin kolundaki bileziğin ilk boncuğu senet olarak ortaya çıkar. O günden sonra Callie, Des'i çağırmaya devam eder ve birlikte geçirdikleri her bir gün Callie'nin kolunda bir boncuğa mâl olur. Ancak bir gün Des gelmeyi bırakır, ta ki 7 yıl sonra Callie sirenini dedektiflik yapmak için kullanırken borçlarını toplamak üzere geri dönene kadar.
Kitap genel olarak gayet iyi ve çerezlik okuma için uygun ama değinmek istediğim birkaç konu var. Yazarın dili hafif ve hızlı okunuyor ve bu iyi bir şey. Benim gözüme batan kısım, kişisel olarak fantastik kitaplarda 1. tekil şahıs kullanımının atmosfer kurma konusunda zayıf olduğunu düşünmem. Zaten kitapta da evren fazlasıyla arka plana atılmıştı. Yazar bize fantastik bir evren anlatmaktansa çiftimiz üzerine odaklanmayı tercih etmiş.
Callie önce eski sevgilisi Eli'dan kurtuluyor, sonra Des ile olan karmaşık ilişkisini çözmeye çalışıyor. Sebebini anlamadığım şekilde ikisi de birbirlerini açık açık sevmelerine ve sık sık o ya da bu şekilde bunu dile getirmelerine rağmen reddedilmekten korkuyorlar. Bu kedi-fare oyunu, sonunda ruh eşi olduklarını ve ilişkilerindeki yedi yıllık aranın nişanlanmış olmalarından kaynaklandığını öğrenmemizle bitiyor.
Bu sırada arka planda Ötediyar'ın ve 4 farklı