Mürekkebin akmadığı yerde kan akar" sözü, kulağa ne kadar şairane gelse de, sorumluluğu zalimin namlusundan alıp kurbanın kütüphanesine yükleyen tehlikeli bir romantizmdir. Bugün dünyayı kana bulayan bombalar, cehaletin karanlığında değil; yüksek mühendislik harikası laboratuvarlarda, strateji odalarında ve en "okumuş" zihinlerin kaleminden çıkan imzalarla üretiliyor. Kanı akıtan, okumayan halkın eksikliği değil, okumuş zalimlerin doymaz iştahıdır. Mürekkep her zaman barış getirmez; bazen sadece zulmü yasallaştıran sözleşmelerin, halkları birbirine kırdıran ideolojilerin ve sömürge haritalarının yakıtı olur. Suçu cehalete indirgemek, elindeki mürekkeple kanlı kararlar imzalayanların vicdanını aklamaktan başka bir işe yaramaz.