بِاسمه سبحانه
Sözüm önce kendim için
“Nazarımda edipler insanlara âdiliklere karşı nefreti talim edecek mürşitlerdir”
-Ömer Seyfettin
Hikmet-âmiz gerekdür eş‘ar
Ki me‘alli ola irşâda medâr
-Nâbi
— Eski Osmanlı şuarasının merakıdır. Her şarkıya birkaç eşek
bağlarlar. Bunun da birçok meselasını getirdi. Okuyayım da dinle:
Eşk-i çeşmim hazretinle bıngır bıngır ağlıyor
Langanın bostan dolabı matem ile çağlıyor
sonram efendim
Eşk elemi çekme gönül nafile şeydir
ve
Hep ah edip zırlarsan gönül eşkim durmaz
ve daha böyle eşekli beyitler bin tane vardır.
Çüş ol Agop. Eşek meyhanede ne yapacak? Gazel bağıracak? Bırak ki orada eşekten beter zırlayanlar vardır. Fakat sözüm
ona sanki onlar işte insandır. Eşekle bir agaz olmak istemezler. Kişizadelikleri bozulur. Sen bu hayvana şimdi münasip bir yer bul
Şairlik kazazlığa benzemez. Pek zorluklu ince bir iştir. Şöyle edersin, lafın kafiyesi bozulur. Böyle edersin, söz teraziden düşer. Sağa kaçarsın olmaz. Sola gidersin uymaz. Elmas işleyen bir kuyumcu dikkatiyle her bir lafı tartarak, kantarlayarak tastamam yerine çivi gibi mıhlamalı.