3

30 Ağustos

3 üye
Takip
30 Ağustos 1922
30 Ağustos 1922; Acun tarihinde Türklerin tekrar “biz varız” dediği, “Ya İstiklal Ya Ölüm” ilkesi ışığında; anası kızı, babası oğlu, dedesi ve ninesiyle birlikte, bir toplumun inandığında, demir yığınlar karşında neleri başarabileceğini gösterdiği, bir Türk’ün!, Türk toplumuyla neleri başarabileceğinin ana esasının yazılı olduğu Türk Ata ekinin halen bitmediği, Türk’ün tüm baskı ve zorlamalara boyun eğmediği onurlu ve utkulu sondur. Türklüğün, Türk olarak kaldığı sürece varolduğunun delillendirildiği son gün; uğurlu ve kutlu olsun! NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!.. Akan ŞAHİN 09.08.2020
30 Ağustos
30 Ağustos’u Kaldıralım Diyenler için
Son yıllarda yakın Türk tarihi üzerinde, Frenklerin “demystfication” dediği, “sözde” tabu düşünce ve yorumlan yıkma havası esiyor. Evvela şunu belirtelim: Yakın tarih üstünde bu tür eğilimler ilkin Batı Avrupada başladı. Batı Avrupa toplumlarının tarihlerinin, pek övündük- leri demokratik gelenek ve miras () ile bağdaşmayan rejimlerle ve olaylarla dolu olması, onlan tarih yazımını yeniden düzenlemeye ve bazen daha da aşırı giderek orta eğitimde ağırlıklı olarak, hatta bazen münhasıran yakın tarihi okutmaya itti. Öyle ki, Bourbon Hanedan’nın tarihini ve ünlü kralları sıralayamayan Fransız ögrenciler veya 1618-48 yılları arasını, yani Otuz Yıl Savasları'nı, Westfalya Barış’ını bilmeyen Alman öğrenciler işte bu eğilimin sonucudur. Buna rağmen şunu söylemem gerekir: Tarih bilimi ve tarih araştırma yöntemleri bu ülkelerde sağlam olduğundan, yakın tarihçiliğin tabu yıkması islemi bir maskaralığa dönüşmemiştir. Bizdeyse bu mangalda kül birakmamaya döndüğü anlaşılıyor. Cehalet cehaletle savaşıyor veya samimiyetsiz bir liberal tavır sergileniyor. Şimdi de 30 Ağustos sorunsalı çıktı. Memlekette sağdan, soldan "30 Ağustos’u kaldıralım' diyorlar. Zafer Lozandaymış onlara göre; Birinci Dünya Savaşı'nın son barış muahedesiyle 30 Ağustos Zaferi'ni kıyaslamak, “Patlıcan armuttan daha lezzetli bir meyvedir” demek kadar abestir. Lozanda zafer olmaz, çünkü diplomatlar birbirine süngüyle saldırmıyorlar. Lozanda şartların elverişliliği ölçüsünde bir uzlaşma söz konusudur. Kimsenin kimseye fazla diretecek gücü yoktu, bütün Avrupa yorgundu; Türkiye de öyle."30 Ağustos” bir zaferdir. Çok ülkede böylesi yoktur; böylesine bir zafere sahip olanlar da kutlar. Fransa’nin mütareke günü (Birinci Dünya Savaşı sonu) Sovyetlerin ve Rusya’nın mayısta “Zafer Günü” benzer kutlamalardır. 30 Ağustos Zaferi”
Sayfa 133·Kitabı okudu
30 Ağustos
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
5'inci Kafkas Tümeninin alayları da ertesi gün sabahın alacakaranlığında taarruza başladı. Yunanlılar mevziin en can alıcı yeri olan Toklu Sivrisi'nde büyük bir direnme gösterdiler ... Sonunda süngüler işi bitirdi. 30 Ağustos günü akşam olurken 5'inci Kafkas Tümeni'nin 10'uncu Alayı'nın cenkten cenge koşmaktan rengi solmuş sancağı Toklu Sivrisinin üzerinde güneşin son ışıklarıyla parlıyordu. İki sönük ışıklı fenerin aydınlattığı alay sargı yerinde, doktor ve sıhhiye erleri durmadan yara sarıyorlardı. Şehitlerin gömülmesi yarına bırakılmıştı. Alayın doktoru eski püskü, kaynatılmış gaz bezleri ile tabanları parçalanmış erlerin ayaklarını sarıyordu. Bir çavuş parçalanmış ayak tabanlarını pansuman eden doktora, "Şu talihsizliğe bak" der gibi başını iki yana sallayarak: "Doktor bey, şu Yunanı arkasından kovalayamadığı­mıza o kadar çok üzülüyoruz ki, yoksa ne önemi var taban yaralarının ... " diye hayıflanıyordu.
30 Ağustos
30 Ağustos 1922 Çarşamba Saat 02:00 Birkaç dakika sonra Mustafa Kemal, Fevzi ve İsmet Paşalar harita başında, ellerinde kalemle Yunan ordusunun kaderini tayin etmektedirler. Doğacak gün bir millete Bağımsızlık, bir diğerine yıllarca sürecek çöküş getirecektir.
Sayfa 315·Kitabı okudu
30 Ağustos
Günlerimi gündüz gazete satarak, geceleri de Emin'den ödünç aldığım kitapları okuyarak geçiriyordum. Gazetede öyle haberler yazıyordu ki yerimde duramıyordum. Nihayet 30 Ağustos'ta o büyük haberi aldık. İnsanlar sokakta "Vatanımız kurtuldu, vatanımız kurtuldu!" diye sevinç çığlıkları atıyordu. Yaşlı başlı dedelerin, ellerindeki bastonları havaya kaldırarak "Yaşaaaa!" diye bağırdıklarını, çocuklar gibi sevindiklerini gözlerimle gördüm. O gün evlerin ışıkları sabaha kadar yandı, annem de sabaha kadar kandil ışığında Kuran okudu. O hafta Ankara'da hep şenlik vardı. Hele gece düzenlenen fener alaylarını anlatmaya kelimeler yetmezdi. Zaferin bu kadar tatlı bir şey olduğunu bilmiyordum.
Sayfa 87·Kitabı okudu
30 Ağustos
Bugünlere kolay gelinmedi..
Eski Bir İstanbul Hanımefendisi anlatıyor; Yıl 1919. İstanbul baştan aşağı İngilizlerin işgali altındaydı. Liseyi yeni bitirmiştim. Güzel bir kızdım. Dünür gelmeye başladılar. Biri avukatmış. Gösterdiler uzaktan, boylu poslu yakışıklı bir delikanlıydı, beğendim. Nişanlandık. Nişanlımı seviyordum. Mutlu bir yuva kurmak hevesi ile lamba ışığının altında sabahlara kadar oyalar örüyor, çeyizler hazırlıyordum. Ama çok geçmedi ki mahallede bir dedikodu yayıldı. (Ayşe'nin nişanlısı avukat değilmiş, ipsizin biriymiş, üstelik cami önlerinden tabut taşıyarak karnını doyuruyormuş.) dediler. Alt üst oldum, babam götürdü, uzaktan izledik, gerçekten de tabut taşıyordu. Yıkıldım. Nişanı atıp, ayrıldık. Aradan 5 yıl geçti. Evlenmiştim, bir de çocuğum olmuştu. 1924 yılıydı. Artık ülkemiz özgürdü. Bir gün Beyoğlu'nda rastladım ona. Oğlum yanımdaydı. Beni görünce titredi, ceketini düğümledi. Saygı göstererek durdu önümde. “Vaktiniz varsa size bir çay ikram etmek isterim" dedi. "Olur." dedim. Bir büroya girdik. Burası bir avukatlık bürosuydu ve kapıda adı yazıyordu. İçerde yardımcıları çalışıyordu. "Siz gerçekten avukat mısınız?" dedim. "Evet" dedi. "Peki, avukatsanız neden cami önlerinden tabut taşıyordunuz ?" diye sordum. Durdu, başı öne eğildi. "Beni affedin" dedi. "İstanbul işgal altındaydı, her taraf İngiliz askeri kaynıyordu. Her şeyi didik didik arıyorlardı. Biz de Anadolu'ya, Milli kuvvetlere ancak, cenaze süsü vererek tabutlarla silah kaçırıyorduk. Bu ülke için hayati bir işti. Bunu size söyleyemezdim..!!" BU VATANI CANLARINI VE AŞKLARINI FEDA EDEBİLENLERE BORÇLUYUZ.
30 Ağustos