Irkımızın kimliğini korumak için, sürdürmesi en zevkli ve muhafaza etmesi en külfetsiz özelliklere dört elle sarıldık. Bunun akabinde, asil değil züppe, aristokrat değil sınıf bilinçli olduk; otoritenin bizden güçsüz olanları ezmek, eğitimin okulda bulunmak olduğuna inandık. Şiddeti tutkuyla, tembelliği dinlenceyle karıştırdık, umursamazlığı özgürlük sandık. Çocuklarımızı büyüttük, ekinlerimizi yetiştirdik; ufaklıklar kendi başına büyüdü, malımız mülkümüz arttı. Erkekliğimizi mal varlığımız, kadınlığımızı uysallığımız belirledi. Harcadığımız emekten de, emeğimizin meyvesinin kokusundan da iğrendik.
Hiçbir engelle karşılaşmadan sürdürdükleri cehaletlerini, bütün incelikleriyle öğrendikleri kendinden nefret duygusunu, en ufak ayrıntısına kadar tasarlanmış çaresizliklerini alıp, hepsini, asırlardır zihinlerinin derinliklerinde yanmakta olan ateşten bir aşağılama külahının içine sıkıştırmış -soğutmuş- ve onu, önüne çıkan her şeyi yok edecek kadar öfkeyle dolu dudaklara boca etmişlerdi adeta.
Finli etnolog Westermarch'a sorar ve "Bir bilgi kaynağıyla 20 dakikadan fazla vakit harcama çünkü eğer bu sürenin sonunda sen sıkılmasan bile o sıkılacaktır" cevabını alır.... Alfred Haddon, "Çok basit, her zaman için bir centilmen gibi davranacaksın." der.Evans-Pritchard'ın hocası Charles Seligman, 'her gece 10 gram kinin almasını ve kadınlardan uzak durmasını," söyler.