a

Alafrangalık

0 üye
Takip
İlk züppelerle 1920'lerdekiler arasındaki farkı toparlayacak olursak, diyebiliriz ki, Felâtun ve Bihruz aptal, cahil ve gülünçtürler; sonrakiler okumuş, zeki ve tehlikeli. Birinciler alafrangalık uğruna servetlerini batıran mirasyedilerdir; ötekiler alafrangalığı servet yapma yolunda kullanırlar. Birinciler alay konusudurlar çünkü "olmak istedikleri" ile "oldukları" arasındaki farktan güldürü doğar; ikinciler ise gülünç değillerdir, çünkü olmak istedikleri gibi olmuşlardır. Bundan ötürü Ahmet Mithat, Recaizade Ekrem ve Hüseyin Rahmi Gürpınar'da anlatım yolu mizahtır ve kahramanlarına gülerek bakar, onlara acırlar. Peyami Safa ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nda mizah yerine acı bir yergi görürüz; yansıttıkları sömürücü, alafranga kokuşmuş zümreye tiksinti ve nefretle bakar, onlara değil savaşan, sömürülen millete acırlar. Bütün züppeler arasında ortak tek nokta Türkleri ve Türklerle ilgili her şeyi hor görmeleridir.
Sayfa 267 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alafrangalık
Kaç asırdır Avrupa'dan parça parça ilim, ahlâk, sanat almak istedik. Askerlik ve eğitim işlerimizi onlar gibi düzenledik. Avrupa'nın resim ve şeklini, kıyafet ve her zevkini memleketimize soktuk. Bütün bu gayretlere rağmen Avrupalı, yani Avrupalı gibi olamadık. Zira gelişigüzel neyimiz varsa yıktık. Maksatsız şekilde bütün enerjimizi harcadık. Avrupa'da ruh kuvvetiyle içten yapılanı biz göz, kulak ve el kuvvetiyle dışarıdan elde etmeğe çalıştık. Bütün cansız uzuvları birleştirerek bir insan meydana getirmeğe çalıştık. Bize içimizden hayat veren kaynakları da kuruttuk. Şimdi hepimizin içi karanlıktır.
Sayfa 60 - Dergah·Kitabı okudu
Alafrangalık
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
[...] yerlere kadar eğilip genç kadının elini öptü. Selma Hanım, kocasının bu pek bayat alafranga tavırlarına hâlâ ısınamamıştı. Bu yerlere kadar eğilip kadın eli öpmelerin, o konuşulan müddetçe şapkayı elde tutmaların ve her vesile ile reverans yapmaların ne kadar aykırı bir nezaket olduğunu asıl Avrupalı erkeklerin hal ve tavırlarını gördükten sonradır ki, daha iyi anlıyordu. Ara sıra, kocasıyla pek samimi dakikalarında: "Vallahi kıskandığım için değil," diyordu. "Bir kadın karşısında senin gibi kırılıp dökülen bir tek ecnebiye rasgelmiyorum. Demek ki, bu saray merasimperdazlığı [törenciliği] ya pek eski zamanlara ait bir şey olacak, ya da..." Hakkı Bey: "A hanım," diyordu. "Bir defa, ben Avrupa'da bulunmuş bir adamım. (Harbi Umumi'de bir kere Almanya'ya gitmişti.) Sonra da Avrupa adap ve muaşeretine dair ne kadar kitap görürsem alıp okuyorum. Artık, benim yaptığımın doğruluğundan şüphe edilir mi?" Ve bunu, o kadar ciddiyetle söylüyordu ki, Selma Hanım kocasının bu sadeliğine gülmek mi, ağlamak mı lazım geldiğini tayin edemiyordu.
Sayfa 117 - İletişim·Kitabı okudu
Alafrangalık