1000Kitap Logosu
Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1

Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1

Ahmet Mithat'tan A. H. Tanpınar'a

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!

Hakkında

336 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 9 sa. 31 dk.
Adı
Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1
Alt başlık
Ahmet Mithat'tan A. H. Tanpınar'a
Basım
Türkçe · Türkiye · İletişim Yayınları · Aralık 2021 (İlk yayınlanma: 1983) · Karton kapak · 9789754700541
Diğer baskılar
Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1
Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış
Doğu-Batı sorunsalı çerçevesinde, tarihî gelişimi içinde Türk romanının incelenmesi. Sekiz romancı, Ahmet Mithat, Recaizade Ekrem, Halit Ziya Uşaklıgil, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Peyami Safa ve Ahmet Hamdi Tanpınar ele alınıyor.
Fiyatlar
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!
İdefix
idefix.com

Okurlar

Kadın
% 65.9
Erkek
% 34.1
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
9.2
10 üzerinden
96 Puan · 26 İnceleme
336 syf.
·
170 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Ahh bu romanların gözü kör olsun!
Ben, bu kitabın ve hatta şimdiye dek yapmış olduğum sayısı fazla olmayan metin incelemelerini pek tabi ki eleştiri yöntemlerini ve edebiyat kuramlarını bilmeden; eleştiride, uzmanlık isteyen teknik konulara bilgimin yetersizliği sebebiyle giremeyen, metin incelemerini tamamen beğeni duygusunu gözönüne alarak doğaçlama yapıyorum. Yazdıklarımın inceleme olduğunu söylemeye bile utanıyorum bu üç ciltlik eseri okurken. Tabi ki; hepimiz eleştirmenler gibi metni teknik ve kuramsal inceleyip açıklayalım, metinle ilgili derin analizler, nitelikli çözümlemeler yapalım diyecek kadar aklımı kaçırmadım. Ama bu eseri okuduktan sonra tövbe haşa bir daha inceleme yapıyorum demeyeceğim. Ben inceleme yapıyorsam Berna Moran ne yapıyor? Adam seviyeyi Everest'e bile değil, Mars'ta ki Olimpos dağına çıkarmış. Cesaretin varsa ulaşmaya çalış hadi. Vallahi ben şahidim, Nietzsche'nin bahsettiği üst-insanlardan biri Berna Moran'dır. Adam'da tarih, sosyoloji, politika, felsefe, antropoloji, magnezyum, potasyum, kalsiyum, a-b-c-d vitamini hepsi var. Edebi eser incelemesi nasıl yapılır diye merak edeniniz varsa, o zaman doğruca Berna Moran'in Türk Edebiyatına Eleştirel Bir Bakış adlı eserine yönelsin. Dikkat et! Öyle bir ışık tutuyor ki; gözlerimin kamaşmasından ışığa doğru yürüyemedim, tamam voltajı yüksek geldi kabul ediyorum. Derdimi ağlama duvarına yazsam değil bir kimse, Yehova bile ciddiye alıp okumaz. Ahh Berna Moran Ahh vicdanın kurusun emi. Bunca sene okuduğumu sanıyordum, meğer kitaplara öküzün trene baktığı gibi bakmışım haberim yokmuş. Pekâla joker hakkımı kullanıp hayatıma beyaz bir sayfa açıp yeniden başlıyorum. Şimdi benim gibi bir hadsiz kalkıpta, Türk edebiyat tarihinin en büyük edebiyat kuramcısı ve eleştirmenlerinden biri olan Berna Moran'ın, Türk romanı özelinde yaptığı derin analizlerle, ele aldığı romanların güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirdiği, edebi eserlere bambaşka bir perspektiften yaklaşan, Türk Edebiyatına Eleştirel Bir Bakış adlı muhteşem eserinin incelemesini yapmaya girişecek değil. Eee ne diye gazel okuyorum türlü türlü makamlarda gezinerek? Mikrofonu aldım elime bir kere, daha verir miyim? Hee nerde kalmıştık evet. Berna Moran'ın, siz sadece roman incelemesi yaptığını yani roman çözümlemesiyle yetindiğini sanıyorsunuz değil mi? Daha ne kötülükler etti bir bilseniz. Yok ağlamıyorum, gözüme bir iki harf kaçtı da... Benim gibi hırbolar roman dünyasını daha iyi anlasın diye gerekli olan toplumsal ve siyasal açıklamaları, dönemin temel özelliklerini gereksiz ayrıntılara girmeden anlatıyor. Hele Tanzimattan günümüze süren Roman geçmişimizi bir anlatışı var, Paşa Zeki Müren'de bizi görecek mi diye sorasın geliyor. Yetmedi üç alana bir bedava kampanyasından yararlanın diye, ( yani üçün biri kampanyası) toplumsal ve siyasal ortam, okur tarafından iyi anlaşılırsa aynı zamanda yazarın dünya görüşünün kavranmasına yardımcı olur diyerek klark çekiyor iyi mi? Özellikle Peyami Safa ve Kemal Tahir'in sanatlarını ideolojilerine harcamış yazarlar olarak tanımlaması ve bu görüşlerinin altını pamukla değil betonla doldurması beni benden aldı namussuzum. Berna Moran diyor ki: Peyami Safa'ya göre Kadın aklı ile değil, içgüdüleri ile davranan bir yaratıktır. Kadın erkekten aşağıdır, onun yeri evidir, görevi de ana ve iyi bir eş olmak. Hoppala, Cami imamı musalla taşında, Peyami Safa'nın naaşının önünde cenaze namazını kıldıracakken, müminlere dönüp meftayı nasıl bilirdiniz diye sorduğu sırada Peyami Safa'nın kadına yönelik bu kabul edilemez tutumunu bilselerdi. Her bir ağızdan ne laflar dökülürdü düşünmek bile istemiyorum. Dahası var Peyami Safa Batı'nın, Batılı adamının başarısını aşağlar. Sebebi ne? Sebebi: Batılı adam maddi olan bu dünyayı önemser. Bu dünya aldatıcı ve değersizdir, kadına cinsel zevkleri icin değer verir. Ne sever ne kıskanır kadını Peyami Safa'ya göre. Dahası var Meselâ Kemal Tahir'in tarihsel gerçekleri nasıl çarpıtarak ideolojisine uygun kurguladığı ve dialoglarla okuyucuyu resmen boğduğu yönündeki saptamalarada hiç girmeyeyim yoksa sabaha kadar anlatmak zorunda kalıp yorulurum. Şimdi diyeceksiniz ki: Bu kitabı okudunda başın göğe mi erdi? Feng Shui mu oldun? Gökten üç elma mı düştü? Ne cızırtı yaptın arkadaş. Cevap vereyim: Benden ne köy olur ne kasaba ama bu efsane kitabı kendine kılavuz eden, edebiyata gönül veren, gözleri parlak ışığa hatta gama ışını patlamasına dayanıklı canları, Mars'a çıkarır yeminle. Biliyorum size şaka geliyor inanması güç, kamera şakası gibi. Sahi kamera nerde? Nereye el sallıyorduk???
Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1
Okuyacaklarıma Ekle
336 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
İlk Romanlarımıza Dair
Kendine has hoş bir üslubu ve harika detayları ile bende iz bırakacak olan bu kitabı zevkle okudum. Aklımda kalanları, sevdiğim detayları ve bende bıraktığı etkileri anlatmak istedim bu yüzden. Yazarın üç cilt olarak yayımladığı serinin bu ilk cildinde başlagıcından 1950'li yıllara kadar roman serüvenimiz irdeleniyor. Kendisinin de belirttiği gibi yazar, bir edebiyat tarihi yazmayı düşünmediği için bütün romancıları ele almamış. Çünkü yazara göre romanımızın belli bir gelişim çizgisi var ya da odaklandığı belli bir mesele. Bu meselenin adı bazen Batılılaşma, bazen Eski-Yeni bazen de Doğu-Batı çatışması. Bu yüzden şu sekiz romancının ayrıntıları ile ele alınması tesadüf değil: Ahmet Mithat Efendi Recaizade Mahmut Ekrem Halit Ziya Uşaklıgil Hüseyin Rahmi Gürpınar Halide Edip Adıvar Yakup Kadri Karaosmanoğlu Peyami Safa Ahmet Hamdi Tanpınar Bu romancıların ortak yönü belli bir kalıpla yazmalarıdıydı. Temel soru şu gibiydi sanki: Ne derece Batılılaşmalıyız? Her bir yazar kendine göre bu olguyu işlemisti romanlarında. Ahmet Mithat Efendi, yanlış batılılaşmayı işler daha çok, kahramanları iki kutbu temsil eder ve Doğu'yu temsil eden kahramanları idealize edilir. Yanlış Batılılaşmış, züppe ve boş tipleri kullanır. Recazide Mahmut Ekrem,
Araba Sevdası
Araba Sevdası
'nda Batı'yı yüzeysel anlamış züppe tipini devam ettirir. Hüseyin Rahmi'de geleneklere, dine yerleşmiş sorunlarıyla bir Doğu ve akla, bilime dayanan yönüyle bir Batı karşıtlığı vardır. Züppe tipi devam eder ama onun züppeleri biraz daha okumuş-yazmış kurnaz kişilerdir. Peyami Safa Doğu'nun Batı'ya üstün olduğunu kanıtlamak istediği için buna göre tipler yaratır. Halide Edip'in kahramanları Batı'yı tanıyan ama Doğu'nun da maneviyatını yitirmeyen kişilerdir. Tanpınar, soruna başka bir açıdan yaklaşır. Sorun Doğu-Batı değil gerçeklik-sahtelik sorunudur. Batı yeni bir yol çizmek için örnek alınmalı, Doğu terk edilmemelidir. Yani yeni bir yol çizilmelidir. Hangi yazarın bu sorunları ne derece ele aldığı, anlatımında başarılı olup olmadığı, kendiyle çelişip çelişilmediği detaylıca ele alınıyor. İncelenen on iki roman sadece bu yönüyle değil çok çeşitli açılardan eleştirilmiş sadece odak noktaları ortak. Romanlar o kadar didik didik edilmiş, o kadar detaylı işlenmiş ki hayran olmamak elde değil. Berna Moran'ın kimi karakterleri yazarından bile iyi tanıdığını hissettiğim oldu ara ara. Örneğin:
Kiralık Konak
Kiralık Konak
'ki Senih'anın kendiyle çelişen bir karakter olduğunu anlattığı kısımda Seniha'nın aynı konu üzerine farklı yerlerde farklı şeyler düşünmesinin anlatıldığı bölümler gerçekten etkileyiciydi. Gerçekten kimi romanların detaylı eleştirileri okumak kendilerini okumak kadar kıymetli ve zevkliydi.
Aşk-ı Memnu
Aşk-ı Memnu
, bu zamana kadar üzerine en çok okuduğum, bilgi sahibi olduğum ama kendisini henüz okumadığım için üzüldüğüm bir eserdir. İyi ki de okumamışım dedim neredeyse çünkü çok farklı bakış açısıları edindim. Bundan sonra eminim daha bilincli bir okuma gerçekleştireceğim.
Huzur
Huzur
'u öyle bir anlatışı vardı ki eleştirmenin kitap yanımda olsaydı şuan tekrar okurdum.
Huzur
Huzur
'u seven herkes bu deneyimi mutlaka yaşamalı. Ama ben en çok
Şıpsevdi
Şıpsevdi
'nin anlatılışını sevdim. Çünkü hayran olduğum bu eserin aslında ne söylemek istediği ile ilgili güzel detaylar barındırıyordu. Hüseyin'in Rahmi'nin gerçek fikirlerini dönem şartlarında dile getiremediği için dolaylı yoldan dile getirdiklerini okumak çok keyifliydi. Eserin genelinde en çok aklımda kalanlar: Ahmet Mithat Efendi'nin meddahlık geleneği ve Batı'daki romansları birleştirerek yeni bir roman ortaya çıkarması ve bu sayede halka ulaşmada başarılı olması. "Romanın akışını kesip ara girme" meselesi biraz daha yerine bu sayede yerine oturması, Recaizade Mahmut Ekrem'in Bihruz karakteri ile dünya romancılığında ilk kez "iç konuşma tekniği"ni kullanmış olabileceği, Hüseyin Rahmi'nin evlilik kurumuna olan takıntısının, insanı daha çok kötü yönleriyle göstermesinin altında yatan Darwin ve Schopenhauer etkilerinin açıklanması ve böylelikle Hüseyin Rahmi'nin romanlarında hiç "mutlu çift" olmaması ve insanın daha çok kötü yönleriyle ele alınması konusunun yerine oturması, Halide Edip'in Batılı eğitim almış ama geleneksel Doğulu özelliklerini de yitirmemiş kadınlarda hep kendisini yaşattığı, "
Yaban,
Yaban,
köylüyü tek yönlü mü anlatıyor? Kötü mü gösteriyor?" sorularına cevabın evet olması ve romana karşı sevgim ve ilgim eksilmese de eleştirilerin sağlamlığının dikkat çekiciliği, Peyami Safa'nın kadınlara olan takıntısı, hatta onları yalnız erkek karakterlerle anlamlı görmesi, Doğu kültürünü açıkça savunmasına rağmen roman kadınlarının hep Batılı kültürle yetişmiş olması, Hasan Mellah'ta
Monte Cristo Kontu,
Monte Cristo Kontu,
Araba Sevdasi'nda
Don Quijote (2 Cilt Takım),
Don Quijote (2 Cilt Takım),
Aşk-ı Memnu
Anna Karenina,
Anna Karenina,
Huzur'da
Ses Sese Karşı
Ses Sese Karşı
esintileri olduğunu görmek ... Bunun dışında eleştirmenin ilk romanlarımızdaki kadın tiplerini "kurban tipi" ve "ölümcül kadın tipi" olarak sınıflayıp anlattığı kısım ve romandaki "ikincil karakterler"in asıl işlevlerinin anlatıldığı kısımlar muazzamdı gerçekten. Bu kısımlar neden dikkatimi çekti? Çünkü ben eleştirmenin kurban tipi dediği güzel yüzlü, melek kapli, pasif kadın karakterleri ( Dilaşup-
İntibah,
İntibah,
Diber-
Sergüzeşt
Sergüzeşt
vs.) yıllardır hiç sevemedim. Ve bazen aradan yıllar geçtiğinde bir romandaki başkarakteri unuttuğum oldu ama ikicil, üçüncül karakterler tüm canlılığıyla kafamdaydı. Eleştirmenin ikincil karakterlerin önemini Şıpsevdi'deki unutulmaz karakterlerimden Zerafet Kalfa'nın üzerinden vurgulaması da beni benden aldı ayrıca. Eleştirmenin Genel Tutumu: Akademik ve ciddi ama aynı zamanda kendini okutan samimi bir anlatımı var bana göre. Bu kadar ciddi bir anlatımda ara ara mizahi bir tavır sergilemesi de ayrı bir başarı. Rakım Efendi'nin cimriliğini, her şeyi kuruşu kuruşuna hesaplamasını, Hüseyin Rahmi'nin kahramanlarındaki aldatma takıntısını, Peyami Safa'nın Batılı kültürde yetişmiş ama Doğu'lu gibi düşünen kızlarının neden sürekli öksüz-yetim kalması gerektiğini okurken gülümsemeden edemedim. Satır aralarında, yazarın kimi eserlere olan sevgisi hissediliyordu ama "bu eser çok iyidir, şu eser çok kötüdür, bu yazar iyi bir romancıdır, şu yazar çok kötü bir romancıdır" gibi keskin ifadeler hiç yoktu. Olumsuz gördüğü konuları detaylıca anlatarak bazen diğer eleştirmenlerin görüşleriyle de destekleyerek açıklıyordu. Konunun sınırlarını aşmamaya çalıştığı, edebi bir disiplin ile haraket ettiği her zaman anlaşılıyordu. Temelde ele aldığı sekiz romancı olsa da konunun gidişatına göre zamanın diğer romanlarına da değiniyordu. Benim eksikliğini en çok hissettiğim romancı Reşat Nuri Güntekin oldu. Her ne kadar eleştirmenin belli bir çerceve çıkarmak için belli yazarları seçtiği görülse de Reşat Nuri'siz bir ilk roman serüveni eksik kaldı benim için. Ayrıca, Berna Moran'dan bu kitapla beraber çok sevdiğim kendine has üslubuyla bir Reşat Nuri romanı incemesi okumak isterdim. Mesela Reşat Nuri'nin kadın kahramanları erkeklere göre neden daha kötü sorusunun cevabını dinlemek iyi olurdu. İster daha önce okuduğunuz bir romana göz atmak için ister okumadığınız romanlara ön hazırlık için isterseniz de ilk bir asırlık romanımızın kaynağını ve genel çizgisini görmek için bu kitabı okumanızı öneririm.
Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1
Okuyacaklarıma Ekle
336 syf.
·
Puan vermedi
Lise son sınıftım ve hocam edebiyat dersinde gördüğümüz konuları daha ayrıntılı öğrenmem için bu seriyi tavsiye etmişti. Kütüphaneye ders çalışmaya gittikçe aralarda bu seriyi okudum ve bana gerçekten bir şeyler kattı. Berna Moran bu seride karakterlerin neleri temsil ettiğini, yazarların hangi amaçla yazdıklarını ve bakış açılarını vb. çok güzel bir şekilde açıklamış ve bunu yaparken akademik üsluptan daha çok her okurun anlayabileceği şekilde yazmış. Ben özellikle Peyami Safa'nın kendi içindeki doğu-batı çatışmasını ve bunu romanlarına yansıtışını, Tanpınar'ın Huzur romanını ve karakterlerin temsilini, Atılgan'ın Aylak Adam ve Anayurt Oteli karşılaştırmalarını çok beğendim. Sınavım için pek faydası olmadı ama bu sorulardan dolayı:) Genel olarak türk romanlarını ve yazarlarını tanımam ve farklı bir perspektiften bakmama çok faydası oldu.
Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1
Okuyacaklarıma Ekle
336 syf.
·
20 günde
·
Puan vermedi
Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış'ın birinci kitabını bitirdim. Berna Moran, Tanzimat romanlarının incelemesiyle başlayıp son olarak Ahmet Hamdi Tanpınar'ın romanları ile bitiriyor bu kitabı. Oldukça verimli bir okuma oldu benim için. Bölüm bölüm okuyarak uzun bir zamana yaydım. İçerisindeki kitaplar hakkındaki incelemeler, o kitap hakkında görmediğimiz incelikleri ve okurken kaçırdığımız ayrıntıları görmemizi sağlıyor. Böylelikle okuduğumuz kitaplar daha kalıcı hale geliyor. Edebiyatımızdaki kitapların nelerden bahsettiğini, ne üzerinde durduklarını anlamak için güzel bir kitap. Tavsiye ederim...
Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1
Okuyacaklarıma Ekle
336 syf.
·
10 günde
·
10/10 puan
Türk Aydını Ne Yaptı ?
1950 ye kadar olan romanı incelemekle kalmiyor insanin düsünce sistemine de gidiyoruz. Aydınlarımiza bakıyoruz milleti ne kadar aydinlatmış. Moran'ın dediği gibi sanayileşmeye kalkışan bir toplum sanayileşmeyi kendi kültürüne uyduramadı. Herkes aynı şeyi söylemekte ne batı olduk ne doğu olduk ikisi arasinda sallandık durduk. Belki de bizi biz yapan şeyleri birkaç kişi değilde ülkecek düşünmek gerek. Bizi biz yapan şeyleri bulunca, onların nasıl düzeleceğini tekrardan birkaç kişi değil de ülkecek düsünmek gerek.
Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.