- "İnsan ki, idrâksiz atomlardan yaratılmıştır, ama idrâklidir, böylece atomların atomları anlamasının yoludur. Kainat kendisini üzerimizden anlıyor. Belli ki onun "bilinci" mesabesindeyiz. Hayatın sana göre küçük olsa da kainatta önemli bir fonksiyon görüyor. Oradaki küçük detaylar da, sana "küçük" görünseler de, aslında kâinatla temas kurabildiğin yegane alanlar. __Varlıkla temas kurduğun alanlarda imtihan ediliyorsun. Temas etmediğin alanlarda mes'ûliyetin yok. Ne yiyip-içtiğin aslında zaten evrenle en yoğun ilişki alanın. Yâni, Allahu Teala, seni "karadeliklerin oluşumu" üzerinden mi imtihan edecekti? Karanlık maddenin yapısı üzerinden mi imtihan edecekti? Senin bunlara ne dahlin var ne de yeterince bilgin. Elbette dahil olduğun alandan, evrenin küçük bir nümûnesi olan küçük bölgenden, sınıyor. Büyük bölgede yaratışının azametini, kudretinin genişliğini, celalinin haşmetini gösteriyor; görenleri onunla meşgul; seni de komşunun haklarıyla, yediğin-içtiğinle, bir gülü tefekkür edip etmediğinle sınıyor; sen de onunla meşgul olmalısın. Herkese boyu kadar mes'ûliyet var!"
Ahmet Ay, facebook.com, 11 Haziran 2025-
- "(...) Allah'ım, sana "büyük" derken, kafamın büyüklük üstündeki bilgi ve kavrayışının, utançtan yokluğa can attığını duyuyorum. Ey büyüklüğün yaratıcısı Allah'ım!.. Sana "Yok" diyenleri bir tarafa bırak; "Var" diyenler bile beni incitiyor. Zira, varlık zatıyla ve her şeyiyle senin kulun ve oyuncağın... Sen o kadar varsın ki, sana "Var" demek, seni kuluna ve oyuncağına tasdik ettirmek gibi geliyor bana... Ah, imânın öyle bir derecesini seziyorum ki, o derecede konuşmak yok mu, konuşmak, o bile küfür... işte ben bu yüzden dilsizim...