Bir hafta kadar burada olamayacağım. "Gözün kör olsun Alyoşa niye iletilerimizi oku mu yorsun?" diye düsünmemeniz için yazdım. Yazarken çok soğuk o yüzden elim titriyor yazılar uçuyor çünkü dışarıdayım. 😌 Özleyeceğim sizi. Tetkiklerim var. Kontroller devam ediyor. Eğer kansere yakaladıysanıyz asla ''iyi oldum tamam bitti'' diyemezsiniz. Dememelisinizde. Kontrollere devam edin. İyi okumalar kitap dostları. Görüşmek üze re.. Dondum. Ulan An ka ra!
😌
Erkenden karanlık çöken sokaklarda yürümeğe başladım. Ankaranın asfalt döşeli yollarına hiç benzemiyen bozuk kaldırımlı dar mahalleleri geçtim. Birbiri arkasına yokuşlar ve inişler vardı. Uzun bir yolun sonunda, âdeta şehrin bittiği yerlerde, sola saptım ve köşedeki kahveye girerek evi öğrendim: taş ve kum yığılı arsaların arasında tek başına duran iki katlı, sarı boyalı bir bina. Raif Efendinin alt katta oturduğunu biliyordum.
Gerçi bazı akşamlar daireden beraber çıkarak evine kadar yürür, hattâ bazan içeri de birlikte girerek, kırmızı mobilyalı misafir odasında birer kahve içerdik. Fakat bu esnada ya hiç konuşmaz yahut da havadan sudan, Ankaranın pahalılığından, İsmetpaşa mahallesindeki kaldırımların bozukluğundan bahsederdik.