Bazen kalbimde eski usul bir radyo konuşur; her bir frekansında ayrı bir şair kulağıma fısıldar. Alpay Kabacalı’nın derlediği Aşk Şiirleri Antolojisi tam da o nostaljik radyo gibi: içinde 105 şairden yaklaşık 250 şiir barındırıyor.
Öncelikle şunu söylemeliyim: Bu kitap, şiire yeni başlayanlar için tam bir hazine. Hangi şairle başlasam, nereden girsem bilemiyorum diyenler için yol gösterici bir eser. Tek Umut Barış’ın da dediği gibi, “şiir okumak isteyip hangi şairden başlayacağına karar veremeyenler için yol gösterici kitaplardan biri.” Birçok farklı ses, dil, duyguyu aynı kitapta bulmak mümkün; her şiir, okuru başka bir dünyaya götürüyor.
Diğer yandan, antolojinin zorluğu da var: bazı okuyucular, dil açısından zorlayıcı bulmuş. Örneğin Zeki Erdem, Kabacalı’nın derlemesindeki bazı şairlerin dizelerinin “dilini çözmede” sıkıntı çektiğini yazmış. Bu, şiirin derinliğinin bir göstergesi olabilir; ama bazen de seni durdurup tekrar düşünmeye zorluyor.
Kitabın duygusal tonuna gelince: aşk burada salt romantik bir his değil; bazen hüzünlü, bazen melankolik, bazen tutkulu, bazen umutlu. Şairlerin farklı dönemlerinden seçmeler var — bu da antolojiyi tekdüzeliğe düşmeden çok zengin bir dokuya kavuşturuyor. Kabacalı’nın amacı sanki sadece “güzel söz söylemek” değil; aşkın evrensel, ama bir o kadar da bireysel halini anlamaya çalışmakmış gibi geliyor.
Bana kalırsa, Aşk Şiirleri Antolojisi, kitaplığımda hem başlangıç hem de başvuru kitabı olarak yer almalı. Zaman zaman karıştırıp, ruh halime göre bir şiirle baş başa kalmak hoş. Ve en güzel yanı: buradan beğendiğim şairleri ayrı ayrı keşfedip, kendi şiir yolculuğuma yön verebilmem.