1923lerin İstanbul’unda geçen kitap bize dönemin üst tabakasının nasıl yaşadığına dair bir pencere sunuyor.
Kitabın baş karakteri Samim Bey yıllardır yurt dışında yaşamış saygın ve zengin bir beyefendidir ve İstanbul’da olan bitenlerden uzak kalmıştır. Kadri Paşa’nın çayına davet edilen Samim, kentte neler olup bittiğini, can alıcı dedikoduları doktorun karısı Saraylı Hanım’dan öğrenmeye başlar ve kitap boyunca Saraylı Hanım onun bu konularda bilgi kaynağı olur.
Paşa’nın çay davetinde İstanbul’da sayısız defa karşılaşıp onda karanfiller gibi hayranlık uyandıran Nevhîz Hanım’ı görür ama onun için en uygun aday yaseminler gibi saf, temiz, Paşa’nın kızı Pervin’dir.
Kitap boyunca yazar bize eski İstanbul’dan izler gösterir. Samim Bey sürekli Beyoğlu, Bebek, Moda ve Ayastefanos (şimdiki adıyla Yeşilköy) civarlarını gezerken şimdiki İstanbulla karşılaştırmalar yapmaya olanak sağlar. Eski İstanbul’u bu şekilde dinleyebilmek benim hoşuma gitti.
Ayrıca kitaptaki varlıklı kesimin batı tarzı çaylar ve balolar düzenlemeleri, giyim kuşamın bu etkinliklerde batı tarzında değişip dışarıdaki hayata çıkıldığında tekrar eskiye döndüğünü, tek dertlerinin bu etkinlikler ve ilişkiler olduğunu okumak bizi dönemin sosyolojisi hakkında bilgilendiriyor.
Mehmet Rauf'un psikolojik çözümlemeleri ve duygu betimlemeleriyle ünlü olduğu düşünülürse bu betimlemeleri iyi anlayabilmek için kitabın daha sadeleştirilmiş versiyonunu okumak mantıklı olabilir.