"Aşkla mantığın farkı şudur:
Aşkın gözünde bir kurbağa pekala prens olabilir. Oysa mantıkçının analizinde, aşığın önce o kurbağanın prens olduğunu kanıtlaması gerekir ki bu girişim nice tutkunun pırıltısını köreltmeye yeter!."
Don Juan kadınların koleksiyonunu yapmayı düşünmez. Niceliklerini tüketir, onlarla birlikte de yaşam şanslarını. Koleksiyon yapmak, geçmişiyle yaşayabilecek durumda olmaktır. Ama o özlemi, umudun bu öteki biçimini yadsır. Resimlere bakmayı bilmez.
Bizi bazı varlıklara bağlayan şeye aşk dememiz, kitapların ve söylencelerin kafamıza soktuğu ortak bir görüşe dayanmamızdandır ancak. Ama beni aşkta yalnızca bir varlığa bağlayan şu istek, sevgi ve us karışımını görüyorum. Bu birleşim bir başkası için aynı değildir. Tüm bu deneyimleri aynı adla karşılamaya hakkım yok.
Çünkü burada sözü edilen aşk durasızlık yanılsamalarıyla bezenmiştir. Tüm tutku umanları söyler bize, durasız aşk ancak engellerle karşılaşırsa doğar. Çarpışmasız tutku yoktur pek. Böyle bir aşk ancak ölüm denen son çelişkide son bulabilir. Ya Werther olmalı ya hiç. Burada birçok intihar biçimleri vardır, bunlardan biri de kendini tümüyle vermek ve kendi şansını unutmaktır. Bunun coşturucu olabileceğini bir başkası kadar Don Juan da bilir. Ama önemli olanın bu olmadığını bilen ender kişilerden biridir. Şunu da o kadar iyi bilir: Büyük bir aşkın etkisiyle her türlü kişisel yaşama sırt çevirenler belki de zenginleşirler. Ama aşklarının seçtiği kimseleri hiç kuşkusuz yoksullaştırırlar.