Aurelius Augustinus inançlı bir annenin etkisiyle hayatını dine adayarak geçirmiş bir filozof ve teolog. Maniheizm dinini bitirebilecek kadar da hristiyanlığa hakim ve retorik ustası bir aziz.
De Beata Vita (Mutlu Yaşam Üzerine) kitabında bilgelik arayışı ile mutluluk arayışındaki bağlantıyı ortaya çıkarıyor aziz. 4 bölümden oluşan eserde 1. bölüm haricinde ailesiyle yapılan mutluluğu arayış söyleşisinde gerçek mutluluğun Tanrı'ya inanmakla mümkün olabileceğine vurgu yapıyor.
Şüpheci (Academica) inanışa sert ve alaycı yaklaşan Augustinus'un bu eserde annesine olan hayranlığı dikkat çekiyor. Dindar bir Hristiyan olan anne felsefi açıdan da oldukça donanımlı.
Tüm aile ile aynı şekilde düşünmese de Augustinus retorik eğitiminin de etkisiyle kardeşlerini ikna edebiliyor. Skolastik düşüncenin hakim olduğu bir çağda yaşayan Augustinus dönemine ilham olmuş bir karakter.
“Bize bildiklerin arasından bir şey söyleyebilir misin?” diye sorduğumda yapabileceğini söyledi ve ben de “ zahmet olmayacaksa bize bir tane örnek ver.” dedim. O kararsızca düşünürken, “en azından yaşadığını biliyor musun?” diye sordum
Hiçbir ilmin eğitimini almamış ve özgür sanatları kana kana içmemiş olanların ruhlarının yoksulluk çektiğini ve hatta açlıktan ölmekte olduklarını söylediler.