İbrahim Hakkı Konyalı'nın açıklamasını böylece özetleyen Osman Yüksel, Ayasofya konusunda düşündüklerini şöyle anlattı
O gün Konya'da, İbrahim Hakkı Konyalı'yı dinleyince anlatılmaz derecede hüzünlendim. Elim ayağım çekildi. Kendi vatanımızda vatansızlar gibi kaldım. Gördüm ki, düşmanın yapmadığını, yapamadığını biz kendi kendimize yapmışız. İçimden, kalkıp İstanbul'a gitmek, Ayasofya'yı görmek, o yoksul, o sessiz, hatta o kocaman mabedin bir köşesine çekilerek hıçkıra hıçkıra ağlamak geçti.
Konya'dan Ankara'ya vurgun yemiş gibi döndüm. Yapılanlar, beni gittikçe daha çok ağızsız dilsiz bırakıyordu. Ankara'ya döndükten sonra huzurlu değildim. İçimden bir ses beni İstanbul'a gitmeye zorluyordu. Sanki çıkıp İstanbul'a gitsem, Ayasofya'yı ziyaret etsem, Cumhuriyet'in ilk yıllarında yapılan bütün haksızlıklar, ihanetler ortadan kalkacaktı. Sanki Ayasofya'da yeniden saflar tutulacak, yeniden Kur'an sesi kubbeleri dolduracak, Ayasofya yeniden huzur ve gurur kaynağımız olacaktı. Ankara'da birkaç gün kalabildim. Sonra çıkıp İstanbul'a gittim. Sırf Ayasofya'yı görebilmek için İstanbul'a gittim. Tesadüfe bakınız, o gün vazifeli olanlardan birisi Serdengeçti okuyucularından değil miymiş? Adam ne yapacağını şaşırdı. Beni Ayasofya'ya buyur etti. Geçtim usulca bir yere oturdum. 'Geçtim bir yere oturdum' diyorum ya oturdum mu? Sütunların altına mı gömüldüm, kubbelerin altına mı savruldum bilemiyorum. Cebimden kalemimi çıkardım ve içimden geçenleri olduğu gibi yazmaya başladım. Ayasofya yazısı, boynu bükük olan o mabette yazıldı. O yazıyı Serdengeçtinin 17. sayısına koydum. Ama hayret! Yazı gerçekten tahminlerin üzerinde bir büyük ilgi gördü. Ona mensur şiir diyenler de oldu. Milletimizin gözyaşı diyenler de!..
EBU Süleyman: 200: SEMSEM-Tilki. (Kalb, gönül)… USM-Her nesnenin bakiyyesi, artanı. (Usm: Pire. Zıplayan. Yukarı çıkıp inen. Nokta.): 200= 1199: AYASOFYA… İslâm’ın, bir siyaset VAHİD-İ KIYASI hâlinde Peygamber buyruğuyla işaretlenen İSTANBUL demek olan AYASOFYA, Selçuklular (SELACİKE) ile aynı ebcedte… SELACİKE+OSMANLI: 800: DAD harfinin ebcedi. (Allah’ın EL-ALÎM ismi ile ilgili ve kalbteki mertebesi İkinci Sema.)… KÜLTÜR DAVAMIZ: 800: TERKİS-Oynattırma, raksettirme… Anlamak gerekir ki, “hâdiseleri raksettiren keyfiyet”e bakıp böyle bir tevafukla oturmak doğru olsaydı, OSMANLI İstanbul’u fethedemezdi… Mücahidin-askerin cihadı da, onun dua ve ibadetidir!
Fatih Sultan Mehmet, fetihten sonraki ilk Cuma namazını 1 Haziran 1453'te Ayasofya'da kılarak Doğu Roma Imparatorluğunun en büyük ve en önemli mabedini camiye dönüştürmüştü.
Görenleri şaşkına çeviren, olağanüstü güzellikte bir eser. Hakkında anlatılanları dinleyenler içinse büsbütün inanılmaz... Çünkü gök kubbeye değecek kadar yükseliyor. Yukarıda durup kente tepeden bakıyor.