b

Bediüzzaman

2 üye
Takip
Ah, keşke şunu bir anlayabilseydim! Ne şaşılacak durum! Bunu kabul ediyor da sabah namazının farzının iki, öğlenin farzının dört, akşamın farzının üç rekât olmasının, hikmet gözüyle bilinemeyecek birtakım özelliklerden dolayı olduğunu aklı bir türlü almıyor?! Namazların rekât sayılarının farklı olmasının sebebii namazların vakitlerinin farklı olmasıdır. Rekât sayılarına özgü bu özellik ancak peygamberlik nuruyla kavranabilir. Ne kadar tuhaf! Değişik vakitlerdeki namazların rekât sayılarının farklı olmasının nedenlerini anlasınlar diye üslubumuzu değiştirerek astrologların diliyle anlatsak ve "Güneşin gökyüzünün ortasında veya doğuda yahut batıda olması kişinin talihi üzerinde farklı etkiler yapmaz mı" diye sorsak hemen buna akıl erdirir. Hatta astrologlar, hastalıkları tedavilerinin, ömür ve ecellerin farklı olmasını yıldızların hareketlerine bağlamışlardır. Gerçekte "zeval vakti" ile "güneşin göğün ortasında olması" arasında, "akşam vakti" ile "güneşin batmakta olması" arasında fark yoktur. O hâlde astroloğun sözüne inanmak için herhangi bir gerekçe var mıdır? Buna inanan kimse ancak, astroloğun ağzından duyduğu için inanır. Onun yalancılığına belki yüz defa tanık olmasına rağmen astroloğun sözlerine inanmaktan asla vaz geçmez. Şayet astrolog ona "Güneş, gökyüzünün ortasında, falan gezegen onun hizasında ve talih de falan burç olduğu esnada yeni elbise giyecek olursan o vakit o elbise içindeyken öldürülürsün!" dese o sırada şiddetli soğuktan donacak olsa bile o söylenen zamanda yeni elbiseyi giymez. Hâlbuki belki de bu sözü yalanına birçok defa şahit olduğu bir astrologdan dinlemiştir! Ah, keşke şunu bir anlayabilseydim! Bu insanlar, bu bilgilerin özel bilgiler olduğunu ve bunların ancak bazı peygamberlerin mucizeleri sayesinde bilinebildiğini kabul ve itiraf
Sayfa 215·Kitabı okudu
Bediüzzaman
hakikatin yolları
Bediüzzaman hakikate gitme konusunda üç yoldan bahseder. Birincisi düşünce sahiplerinin, Allah dostlarının ve peygamberlerin yoludur. İkincisi nefsini temizleyerek, aklını kullana rak, kalbini saflaştırarak iman ve teslimiyet ile hakikate gi denlerin yoludur. Üçüncü yolda ise enaniyetini ve fakrını bırakmadan, akıl ve marifet yoluyla hakikate gidenlerden bahseder. Üçü de farklı yoldur, farklı istidatları vardır, ama üçü de terakkiyat içerir.
Sayfa 183 - nesil·Kitabı okudu
Bediüzzaman
Reklam
İman, insanı insan eder. Belki insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi, iman ve duadır. Küfür, insanı gayet âciz bir canavar hayvan eder.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Bediüzzaman
Puan vermedi·72 syf.··
2024 61. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2024 01:43
Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi "Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler" de, pencerelerden seyret, içlerine girme. Bir insan, hayatında yalnızca şu sözü uygulayabilse rahat eder Allah'ın izniyle. Allah'a bırak. O ne yaparsa doğrudur, en güzelidir. Uzaktan bak, izle, ses etme. Eden ettiğini bulur. Sen ben o. Hepimiz. Seyret. Kurcalama. Vs vs vs. Uzar gider. Ama çok özünü Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleri söylemiş, bizim vazifemiz uygulamak... Neyse. Bu sözün ardından öyle oldu böyle gitti demek olmaz. Vallahi kafamın içinde dönen senaryo şu: Dünya evet oyun. Biz faniyiz. Bazılarımız fena değil ama bazılarımız şeytanötesi. Bu kadar kötülüğe insanın gücü nasıl yeter diye düşünüyorum ben. Gerisi berisi bu. Üstad diyor ki gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar. Ben de diyorum ki birilerini kandırdığını sanan yalnız kendini aldatır. Babamın bir duası var benim için. Her zaman karşına çıkacak herkes senin için inşallah benim düşündüğüm gibi düşünür der. Bazen böyle oturup düşünüyorum da, bazı insanların iyiliği fazla geliyor bana karşı, beni niye bu kadar sevdi diyorum. Bazı kötü insanların da ışık hızıyla(bu dünyada yıllar da ışık hızıdır) gördüğüm pislikleri oluyor. İşte bu baba duası. Eminim. Yani baba hep suç bende değil. Senin duan olağanüstü hâl korumasında tutuyor beni.;) Bir üstadın bir babamın sözlerinin altına mühür vuruyorum. O kadar. 23. Söz her söz gibi her ders gibi kıymetli benim için. Açıklama yapmaya gerek yok belki ama Risale-i Nur Kuran'dan besleniyor her ilmi kitap gibi, o yüzden Kur'an'dan sızandan beslenmek bu kadar tatlı geliyor. Yoksa hiçbir kitabı, kitabı hâkimin yerine koyduğumuz için değil. Her asrın bir müfessiri, bir tefsiri vardır. Bana göre benim içine büyüdüğüm asrın tefsiri hakikisi Risale-i Nur'dur. Başkasına göre başka
Bediüzzaman
Yirmiüçüncü SözBediüzzaman Said Nursî · Sözler Neşriyat · 2005714 okunma
Puan vermedi·94 syf.··
2024 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2024 23:18
"İlm-i Tıbb'ı iki satırla topluyorum. Sözün güzelliği kısalığındadır. Yediğin vakit az ye. Yedikten sonra dört-beş saat kadar daha yeme. Şifa, hazımdadır. Yani, kolayca hazmedeceğin mikdarı ye. Nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal, taam taam üstüne yemektir." Henüz hiç kimseyi ikna edemedim ise de benim için İbn-i Sina'nın bu sözleri miheng taşıdır. Taam taam üstüne yemek ve sözün kısalığı. Ne zaman ben tam anlamıyla başarırım o gün sözlerim tesir edecektir. Şu an etmiyor çünkü ben de yapamıyorum. İstiyorum ama her zaman mümkün olmuyor. Yemek olayını her saniye olmasa da aştım sanıyorum ama sözün kısalığı kolay iş değil. Ben aslında eskiden çok net konuşurdum. Güzel miktarda patavatsızım da. Ama işte. Uzun zamandır aman o öyle olmasın bu böyle anlamasın derken... Neyse. Birine patır patır konuşuyorsam bence kendini kıymetli sayabilir. Bu kadar söylüyorum. Ramazan boyu bir mücadele verdim. Allah rızası için bu işin özünü kaçırmayalım dedim. Homini girtlak yemek oruç değildir dedim.(Fetva gibi değil. Doğru bulmadığım için.) Belki kimseyi ikna edemedim ama elimden geldiğince 'rahatsız' ettim. Bu da birşey. En azından yoldaydım bu konuda. Yani empati iftarları yaptı insanlar. Aç insanları anlamak için empati yapmak bir müslümana bence yakışmıyor ya doğrusunu Allah bilir. Benim yargılarıma kimsenin ihtiyacı yok zaten. Bence diyorum. serence. Ramazan risalesini sadece ramazan ayında değil hakikaten her gün okusam azdır. Vird edilecek bir ders. İnsanlar, sen ben o, hiç fark etmez acayip bir döngüdeyiz. Bu mide bu sıkleti kaldırmaz diyen yok. Hem yiyeyim hem kilo almayayım düşüncesi ile spor yapıyoruz spor. Diyet yapıyoruz ? ? Vallahi garip. Acayipüstü. Biz müslümanız. Ben böyle bir denkleme inanmıyorum. Mümkün değil. Müslüman fakir olan değil , fakrını bildiği için
Bediüzzaman
Ramazan, İktisat ve Şükür RisaleleriBediüzzaman Said Nursî · Rnk Neşriyat · 20161,322 okunma
"İktisad eden, maişetçe aile belasını çekmez" mealinde لَا يَعُولُ مَنِ اقْتَصَدَ hadîs-i şerifi sırrıyla: İktisad eden, maişetçe aile zahmet ve meşakkatini çok çekmez.
Sayfa 28·Kitabı okudu
Bediüzzaman
Reklam
Reklam