Eşyanın ve müşahhas kıpırdanışların olduğu gibi tesbitinden meydana gelmiştir. Objektiflikte esas olan, insanın mânâları değil, eşyanın bünyesinde saklı olan mânâdır. Objektif bilgi, duyumları en çok doyuran bilgi olarak gözüktüğünden akıl için aranan ve özlenen bilgi tipidir. Objektiflikte, bilgilerimize benliğimizi katmak yerine, benliğimizin tesirlerini bilgimizden atmak, bilgilerimizi insanîleştirmek yerine eşyalaştırmak esastır...
Sayfa 68 - III. Bölüm. ÜÇ PRENSİBE DOĞRU -OBJEKTİF-SÜBJEKTİF ve MUTLAK BİLGİ, Burak Yayınevi
- "Bizler ironik bir biçimde, tüm dikkatimizi sıra dışı hadiselerin gerçekleşmesi ihtimalini asla ölçemeyecek modellere ve teorilere yönlendirmiş olsak da, aslında tarihin seyrini değiştiren bütün hadiseler, öngörülemez ve bilinemezdir. Hiç beklemediğimiz, her şeyden ümidimizi kestiğimiz bir anda ansızın çıkıp gelirler. Fakat, ne yazık ki, gerçek bilginin gaibin bilinemeyeceğini bilmek olduğunu bilmiyoruz!
(Mevlüt Koç, -“Bütün”ün idaresi elden kaçınca…- Aylık Dergisi 156. Sayı, Eylül-2017'den iktibas, barandergisi.net, 26 Mart 2024)
Bilginin nasıl üretildiğini bilmediğinden, gözlem ile uyumluluk, bir ifadenin doğru olabilmesi için kendi içinde çelişki içermemesi gerektiği kuralı, bilgi üretiminde varsayımın yeri ve varsayımın mahiyeti, varsayım kontrolünde gözlemin yeri ve gözlemlerdeki hata kaynakları ve payları, onun anlayabileceği şeyler değildir. 1000 yıldır birileri ona “doğruyu” söylemiş, o da bunu ya baba dayağı korkusu ya cehennem ateşi korkusu ya sultan hiddeti korkusu ya paşa cezası korkusu kabullenmiştir. Sormaya sormaya, bırakın soru üretmeyi, soru sormayı unutmuştur. Sık sık dile getirildiği gibi “icat çıkarma'’ gibi bir deyimi üretecek kadar salaklaşmış bir toplumun üyesidir.