Seyyid Hüseyin Nasr, bilimin modern çağdaki metafizikten kopuk seküler karakterini küçümser ve hattâ insanlık için tehlikeli görür. O Müslümanların an'âneden kopmamış, İslâmî bir bilim anlayışı içinde gösterdikleri tarihî başarıyı örnek gösterir ve model olarak önerir. Düşüncelerinde apolocyanın kırıntısına bile rastlayamazsınız; kendisinden ve değerlerinden çok emin bir mütefekkir tavrıyla yazar. Nakib el-Attas, zihniyet itibarıyla İsmail Raci el Faruki'den çok Nasr'a yakındır. Ondaki vurgu modern bilginin Batılı karakteri üzerinedir. Faruki ise Nasr'a çok uzaktır... Faruki'nin düşünceleri diğer ikisinden epistemolojik olarak "kopuk"tur. "Bilginin İslâmlaştırılması gerektiğini ileri süren bir mütefekkirin, modernizmin uzantısı sayılabilecek tavırlar sergilemesi gerçekten ilginçtir. Ayrıca gerek tabiî gerekse sosyal bilimler konusundaki değerlendirmelerinin oldukça yıpranmış olduğu da kabul edilmelidir...
Sayfa 33 - I. Bölüm, Bir Başka Fasl-ı Makal, -İslâm ve Modern Bilim Meselesine Üç Katkı: Nasr, Attas, ve Faruki-, Nehir Yayınları, İstanbul 1987