b

Bugün

5 üye
Takip
Çürüyüşümü dinlemek de,kalbin kıpkırmızı derinliklere yuvarlanmasını,körbağırsağın çeperlerinde ezilmesini beklemek de,kafamda ağır ağır cinayetler işlemek de,beton direklere saldırmak da cesetlerle sevişmek de bu akşam çok korkutuyor beni.
Bugün
Reklam
Uyku kolay bir sanat değildir .
Zerdüşt şimdi dağa tırmanırken, yolda, gençliğinden beri yalnız başına yaptığı nice gezileri, kaç dağa, kaç sırta, kaç doruğa tırmandığını düşünüyordu. . . . . Ah, tırmanmam gerek en sarp yoluma! Ah, en yalnız gezime başladım! Ama benim yaradılışımda olan biri böyle bir saatten kaçınmaz. Kendisine şöyle diyen saatten: ancak şimdi yürüyorsun büyüklüğüne giden yolu! Doruk ve uçurum, −bunlar artık birleştiler! . . . . Büyüklüğüne giden yolu yürüyorsun: arkanda artık yol kalmaması, en büyük yürekliliğin olmalıdır senin! . . . . Hiçbir merdivenin olmasa bile, kendi başının üstüne tırmanmayı öğrenmelisin: başka türlü nasıl tırmanırsın yukarılara? Kendi başının üstünde, kendi yüreğinden öteye! Sende en yumuşak olan, en sert olmalı artık. . . . . Çok şey görmek için, kendinden uzağa bakmayı öğrenmek zorunludur: −bu sertlik dağlara tırmanan her kişiye gerektir. . . . . Yukarılara, ta yukarılara, yıldızlarını bile altına alıncaya dek! Evet, kendimi ve yıldızlarımı bile altımda görmek: doruğum diye buna derim ben; son doruk olarak bu kaldı bana! Zerdüşt dağa tırmanırken kendi kendine böyle diyor, yüreğini sert özdeyişlerle avutuyordu: çünkü yüreği şimdiye dek böylesine yaralanmamıştı. . . . . Yazgımı tanıyorum, dedi sonunda, üzgün üzgün. Peki! Hazırım. İşte başladı son yalnızlığım. . . . .
Bugün
İbni Arabi'nin aşktan görülmeyeni görülür kılma yeteneğini, gözükmeyeni sürekli yanında hissetme isteği olarak söz etmesini böylece daha iyi anlamış oldum.
Bugün