Önceden çoğu kez olduğu gibi, yine ben acaba deli miyim diye merak etti. Deli dediğiniz, belki tek başına bir azınlıktan ibaretti.
...Ama deliyim diye düşünmekten fazla tedirgin olmuyordu. Asıl korkusu, haksız olabilmek ihtimaliydi.
"Evet, deliliği bilip bilmediğimi sormuştun."
"Çok doğru. Bu kez sana öykü anlatmayacağım. De- li olmak, düşüncelerini iletmekten aciz olmak demek. Sanki yabancı bir ülkedesin, çevrede olup biten her şeyi görüyor, anlıyorsun, ama istediğini anlatmaktan, dolayı- sıyla da yardım bulmaktan umutsuzsun, çünkü orada
konuşulan dili bilmiyor, anlamıyorsun." "Hepimiz hissetmişizdir bunu."
"Hepimiz şu ya da bu biçimde deliyiz zaten."
"Bir insanı,sorunlu olarak başkaları gibi düşünmek veya davranmaktan alıkoyan beyin organlarının bu hastalığına delilik adını veriyoruz. "(Voltaire)
Deli başkalarına göre başka'dır: başkalarının -evrensel anlamda- arasında başka'dır -istisna anlamında-. Bütün içsellik biçimleri şimdi engellenmiştir: deli aşikâr bir şeydir,ama dış mekânda çözülmektedir; ve onu tanımlayan ilişki onu nesnel kıyaslamalar aracılığyla,aklı başında öznenin bakışlarına bütünüyle sunmaktadır.