Demokrasiyi, çoğunluğun diktatörlüğünden ayıran en önemli ölçüt, çoğunluk dışında kalan görüş, inanç ve düşüncelerin de yaşamalarının ve hatta iktidar olma haklarının korunmasıdır.
Bu nizamda, halk kalabalıklarının oyları ve bu oylarda, bu kalabalıkların yıllar yılı gerilere itilmiş, halk ruhunun derinliklerinde birikmiş bin bir ilkel duyguları, istekleri, eğilimleri, artık etkili olacaktı.
Çünkü, hele az gelişmiş bir ülkede oy çoğunluğuna dayanarak iktidara gelen ve orada tutunabilen partiler, ancak kalabalıkların sözcüsü olmak zorundadırlar. Halkın diliyle ise, mantık değil, hissiyat konuşur.