**Yaşama tecrübesi çok olan kimselerin; kalabalıkların sahiplendiği, delice savunduğu, ölçüsüzce nefret ettiği, hayatında tutmak için çırpındığı şeylerin beyhudeliği karşısında içi yanar da yanar. Gördükleri manzara nettir, aşikârdır, apaçıktır: Bu bir aldanış salgınıdır, histeri krizidir ve yazık ki içi neredeyse her zaman boştur. Farkında olanlar için bu yakıcı bir şahitliktir. İşin bu noktaya geldiği yerde suları tersine akıtmanın imkân dahilinde olmadığını da bilirler o şahitler. Bu da ayrıca yakıcıdır ki, onu da en ateşîn yerde yaşarlar. Peki, bu tüketen döngüyü nasıl görürler, bütün bu uğraşıp didinmelerin bir sonucunun olmayacağını nereden bilirler? Çünkü bu yollardan daha önce onlar da geçmişlerdir. Bir yalanın peşine düşüp kendilerini tüketmişlerdir. Dünya var oldukça var olacağını sandıkları irili ufaklı ezberlerin sabun köpüğü gibi birer birer patladığına bizzat şahit olmuşlardır. Kaybetmiş, yenilmiş, parçalanmış, derin hayâl kırıklıklarına uğramışlardır. Gelip geçici olanın, hakîkati, derinliği, mahiyeti olmayanın insanla birlikte uzun boylu yaşayamayacağını bizzat tecrübe ederek hayattan öğrenmişlerdir.
Louis Ferdinand Celine, Gecenin Sonuna Yolculuk isimli kitabında: “Elinizi attığınız her şey düzmeceydi, şeker, uçaklar, sandaletler, reçeller, fotoğraflar; okunan, yutulan, emilen, hayran olunan, beyan edilen, yalanlanan, savunulan her şey, bunların hepsi kindar hayaletlerden, düzmecelerden ve maskaralıklardan ibaretti. Hainler bile sahteydi. Yalan söyleme ve inanma çılgınlığı uyuz kapar gibi kapılıyordu” diye yazmış.
__Bugün yarına kalmayacak pek çok şey için kavga ediyor insanlar. Muhtemel ki hayatlarının ilerleyen yıllarında bugün kavgasını verdikleri şeyleri doğru dürüst hatırlamayacaklar bile. Öyle olacak, çünkü tabiatı akıp geçmek olan fani şeylere hayata kök salacak
Bir keresinde biri bana sevdiğin kişiyi mi seçersin, yoksa seni seven kişiyi mi diye bir soru sormuştu. Buna karşın bir cevabım yoktu ama artık sanırım biliyorum. Sevmek aslında bu dünyada verilen en acı bir hükümdü. Ama biri tarafından sevilip sayılmaksa en güzel ve en özel hislerdendi.
Beyza Nur BKMZ
Aynı gezegende farklı bir dünyanın insanı, farklı bir hayatın yaşantısına sahip olmak en zorlu bir savaşın habercisi gibiydi. Çoğu zaman kendime şu soruları sormaktan alıkoyamazdım ben gerçekten bu durumdan memnunmuyum, buraya ait olduğuma eminmiyim, bu insanla olan iletişimim doğru mu, gerçeklik gerçekten de varmı, ruhum hürriyetine sahip mi..
Beyza Nur BKMZ
"Kuytulara gidenlerin peşine takılmayanlar kendi kalabalığında ölüm sırasını kime vereceğini tartışıyor. Köşelerdekiler ise ölümün hepimiz için olduğuna kanaat edip kalbinden bir şiir fısıldıyor."