çünkü isyan bıçağıdır böğrüme saplanan sancı
çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum
ve kederin
ve solgun yüzlü işçilerin üzerine
dağbaşlarının hırçınlığı savruluyor benden.
çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin
çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak
miting afişleri
cesur pankartlar
ve binlerce militan
derin denizlerin aydınlığı
zorlu sabahlar
gökyüzü ve lâle
sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata.
çünkü ben sevdiğim kızı
yaşamak gibi
halkım gibi sevdiğim kızı
/ki şiirini yazamayan
ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi
binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi
zincirlere vurulan
savaşlara yollanan
vergilere bağlanan halkım gibi
felç ofmuş yalnızlıklara bırakarak
büyük acıların ve gözyaşının içine bırakarak
şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı
devrim türkülerini
ve başkaldırmayı öğreten dudaklarını
bir kere olsun öpemeden
bir kere olsun tutamadan kaygısızca
Buyurunca Hitler Hazretleri
Zararlı fikirlerle dolu kitapların yakılmasını
Halkın önünde, alanlarda,
Öküzler odun yığınlarına araba araba kitap taşıdı.
Gözden düşmüş şairlerden biri,
Hem de en iyilerinden biri,
Şöyle bir göz gezdirdi yakılacak listesine,
Gitti aklı başından:
Unutulmuştu kendi adı.
Hemen seğirtti çalışma odasına,
Sanki öfkesinden kanatlanmıştı.
O saat bir mektup karaladı zorbalara:
'Benimkileri de yakın! ' dedi. 'Benimkileri de!
Yapamazsınız bana bu kötülüğü,
Kenarda bırakamazsınız beni!
Ben de hep gerçeği söylemedim mi kitaplarımda?
Neden davranırsınız bana yalancıymışım gibi?
Yakın benimkileride! '
Ölüme karşı yaşamadır devrim
Devrim bir sabah
Devrim bir sürgün
Devrimci de kan, kırmızı bir güldür
Devrimcide bir kavgadır ölüm
Neye yarar bıçağa değmeyen bilek
Sevgiye ve kurşuna açılmayan yürek
Devrim bir türkü
Devrim bir evren
İster kederli ister şen
Bir özsudur yürür geçer
yaşamın içinden
Benki bir kurşun gibi sevmişim
Potinimi sakalımı
Benki dağlara şiir vermişim
Potinim ve sakalım sevmiş kavgayı
Durma,durduğun yerde ölüm
Yürü çiçeklere,sürgünlere
Git savaşa gider gibi düğünlere
Neye yarar bıçağa değmeyen bilek
Sevgiye ve kurşuna açılmayan yürek
Devrim bir türkü
Devrim bir evren
İster kederli ister şen
Ölüme karşı yaşamadır devrim
Devrim bir sabah
Devrim bir sürgün
Devrimci de kan, kırmızı bir güldür
Devrimcide bir kavgadır ölüm
Neye yarar bıçağa değmeyen bilek
Sevgiye ve kurşuna açılmayan yürek
Devrim bir türkü
Devrim bir evren
İster kederli ister şen
Bir özsudur yürür geçer
yaşamın içinden
Benki bir kurşun gibi sevmişim
Potinimi sakalımı
Benki dağlara şiir vermişim
Potinim ve sakalım sevmiş kavgayı
Durma,durduğun yerde ölüm
Yürü çiçeklere,sürgünlere
Git savaşa gider gibi düğünlere
Neye yarar bıçağa değmeyen bilek
Sevgiye ve kurşuna açılmayan yürek
Devrim bir türkü
Devrim bir evren
İster kederli ister şen
Kardeşler!
Sancıyan bir sessizlik bırakıyor geride
birer birer gidenlerimiz: kanlı, hırçın, çıkarsız
Ve artık yetmiyor dilde ışıması
kıvranışı sığmıyor koyna
saplanışlar istiyor elde hançer
zifir karanlığın
göğsüne göğsüne saplanışlar.
Kardeşler!
Kolları-pazuları
kırıla-ısırıla
damla damla emilen işçiler için,
aşsız-ışıksız
suyu-samanı yağmalanmış
bezgin, dayanıksız köylüler için
çağrışan kardeşlerim!
Gece yarılarına kadar grevlerden
haber bekleyenler!
Candaşlarım!
Ucu-bucağı göze gelmez ufkuna
nefes nefes verilen bu kavganın
aslı-astarı sadece haklılıktır;
vursa da, usul usul yayılsa da kızıllığı
beyaz örtülere kurşun yaralarının
balkıyan o sesi dinleyin bağırlarından
eller üstünde gidenlerimizin,
coşkun ve isyankardır
ve direşken ve dövüşkendir onların
halkın kardeşi olan yürekleri.
Kardeşler!