Türkçeye benzeyip de Türkçe olmayan bir başka mühim kelime sevda. Bunun Türkçe sevmekle, sevgiyle işi yok. Arapça sawdâ, aswad (kara) sıfatının dişil hali. Ayrıca Yunanlıların melankholê dedikleri haltın diğer adı. Türkçesi kara safra. Melan kara, kholê safra.
Zühre:
Venüs gezegeninin Arapçası. Gezegenlerin en açık renkli ve parlağı olduğu için böyle adlandırılmış.
Latin kültüründe biliyorsunuz Venus hem gezegenin adı, hem de eski Romalıların aşk tanrıçasına verdikleri isim. Fransızlar bundan vénérien diye bir tıp terimi türetmişler, “aşk yoluyla bulaşan hastalıklar” anlamında, İngilizcesi venereal. Bizim Tıbbiye mektebi 19. yüzyılın sonlarında bu terimi aynen Osmanlıcaya çevirip zührevî sözcüğünü icat etmiş.
1. Ses uyumu vardır.
2. Gramatikal cinsiyet yoktur.
3. Yeni sözcük yapım ekleriyle olur.
4. İsim çekiminde iyelik ekleri kullanılır.
5. Fiil çekimlerinde zenginlik vardır.
6. Belirtme edatı görevli artikeller yoktur. (El, the yoktur.)
7. Preposition (ön ek) yerine postposition (son ek) kullanılır.
8. Sıfatlar isimlerden önce gelir.
9. Sayı sözcüklerinden sonra çokluk eki kullanılmaz.
10. Ayrılma/çıkma durum eki olan "-dan, den"dir.
11. Yardımcı eylem "i-" fiilidir.
12. Olumsuz hareket için ayrı ve özel bir fiil vardır.
13. Soru eki vardır.
14. Bağlar yerine fiil şekilleri kullanılır.
İngilizce üzerinden güncel örneklerle hareket ederek kelimelerin neden değiştiğini, nasıl değiştiğini ve bu değişimlere nasıl yaklaşmamız gerektiğini anlatan bir dilbilim kitabı. Yer yer dilbilim terimleri kullansa da herkesin okuyabileceği düzeyde yazılmış. Konu başlıklarından bahsetmek gerekirse:
Edimbilim: anlamsız ama işlevli kelimeler, emotikonlar
Anlam değişimleri: Shakespeare İngilizcesi, contronimler
Gramer kelimeleri: can, must, used to gibi yapıların kökeni
İngilizce Büyük Ünlü Kayması: kelimelerin yazım ve telaffuzlarındaki farkların sebebi
Kelime türemeleri: bileşik kelimeler, kısaltmalar, vurgular