d

Dil ve Anlayış

3 üye
Takip
- KENDİNDEN ZUHUR DİLİ
VAROLMA MÜŞKÜLÜ’müzün en zor düğümü, KENDİNDEN ZUHUR DİLİ etrafındaki meselelerin halli, bu şuurun uyandırılmasında olduğuna göre; yeri geldikçe hecelenmesi gereken bir terkibi hükümle, teorik dilden ne kastettiğimizi işaretleyelim: «Dil; yerinde hâl ifadesi, yerinde sembol, yerinde mevzu, yerinde tefekkür, yerinde DÜŞÜNCE SİSTEMİ, yerinde araç, yerinde mahiyet, yerinde hareket vs. mânâlarda kullanıldığı gibi DİYALEKTİK mânâsında da kullanılır; ancak bunların keyfiyetleri doldurulduktan, bilindikten, sistemleştirildikten sonradır ki, özel mânâda çeşitli mevzular dili kurulur ve atmasyoncu, onbaşı tarzında “ben şu mevzuyu bir dil olarak görüyorum”lar yapılmaz… Bitişiklikteki uzaklığı görmek şeklinde, orada başlayıp orada biten garibanlık hâlinde değil; nasıl ve niçiniyle, incelikleriyle, bir tahlil ve terkip doğruluğuyla mesele örgüleştirilir.»
Sayfa 72 - 1. Levha, İSLAM’A MUHATAP ANLAYIŞ, “Teorik Dil ve Gaye”, 1987, İbda Yay.·Kitabı okudu
Dil ve Anlayış
- DİL VE AKIL
Akıl ve dil, karşılıklı olarak birbirlerine bağlıdırlar; bir yandan zekâ geliştikçe dil de gelişir, öbür yandan zengin, akıcı, herkesçe anlaşılır bir dil de zekânın gelişmesini sağlar… Toplumun genel fikir çerçevesine Büyük Doğu’nun yerleştirilmesi ve bunun pekişmesinin bir yönü, teorik dil alanı bahsi içinde budur. İslâmî ölçüler ve ruhla, şeyler hakkında düşüncelerimize biçim verir ve onların nasıl meydana geldikleri, değişme ve birbirine tesir öz kanunlarının neler olduğu hakkında teoriler kurarken gayemiz; insan ve toplum gerçeğini, dünyayı, elimizden geldiği kadar kavramaya ulaşmaktır… Nisbetsiz tümevarımı gösteren beşerî sistemler bir yana, bizi bu doğru yol üzerinde tutmayı sağlayan ölçüler, İslâm’ın ve İslâm’a muhatap anlayışındır.
Sayfa 71 - 1. Levha, İSLAM’A MUHATAP ANLAYIŞ, “Teorik Dil ve Gaye”, 1987, İbda Yay.·Kitabı okudu
Dil ve Anlayış
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Lisân mevzuu, baş mesele... Memleketin hâli bu meseleden seyredilse yeri... 1983... Anlayanına konuşuyor: «Bugünün Milli Eğitim Bakanları... Neyse; eskiden Maarif Vekili, Nazırı... Okuttuğu Türkçe üzerinde bir kere umumi mânâda entellektüel, orta münevver seviyesi olmak gerekmez mi?.. Muallimlerin terfiinden bahsederken, «terfisinden» diyor... Bizim Emrah böyle konuşur!.. Görülmemiş şey: «Fariza» ile «faraziyeyi karıştırıyorlar... «Kur'ân faraziyeleri» diyor bir mebus... Hâle bakın!» Bakın!..
Nisan 1992, HAFİYE NAZIR AHMET, Yevmiye: Nazır, İBDA Yay.
Dil ve Anlayış
- DİL VE TOPLUM
Jean-Jacques Rousseau, gittikçe artan zorluklardan ürkmüş ve dillerin sırf insanlara ait yollarla doğup kurulabilmesi imkânsızlığının hemen hemen ispatlanmış olduğuna inanmış bulunarak, toplumun dillerin kurulmasına bağlı olduğu veya zaten “var” olan dillerin toplumun kurulmasına bağlı bulunduğu meselesinin tartışmasını isteyene bırakmadan önce, dilin kurulduğunu farz eder ve şöyle der: “İlkel insan, madde, ruh, akıl, cevher, araz, tarz, şekil ve hareket gibi kelimeleri nasıl düşünmüş veya anlamış olabilirdi? Çünkü bu kelimeleri uzun zamandan beri kullanan filozoflarımız, bunları kendileri anlamak zahmetine girmişler ve bu kelimelere bağlanan fikirler sırf metafizik olduğu için tabiatta bunun hiçbir modelini bulamamışlardır.” Burada, “Her şeyden evvel kelâm vardı.” hikmetini hatırlayınız.
Sayfa 33 - 3. Basım / Ekim 2017, 1. LEVHA, İÇTİMAİ SİSTEM ÇERÇEVESİNDE, TOPLUM VE SİYASET, İBDA Yay.·Kitabı okudu
Dil ve Anlayış
Dil, insanlar arası bildirilebilme ve anlaşma hususunda bir araç olduğu gibi, müntehasında bir varlık nevi ve aslı olmaya doğru gidiyor; bu mahiyetiyle de hem araç, hem varlık olarak bütün insanî sır ve problemleriyle iç içe. Kelimelerle düşünüyoruz, fikrediyoruz... Endişe: korku. Düşünce. Merak. Keder. Kuruntu... Mevzuumuzu çerçevelemiş oluyoruz.
2. Basım: 2022, 4. Levha, DİL VE ŞÜBHE, PERDE - KORKU - KELÂM, İBDA Yayınları
Dil ve Anlayış
- “ALLAH'ÇA!”
Birincisi: Allah Kelâmı, mahluk değildir. Bir âyette, "Size Arapça üzerine Kur'ân'ı indirdik" buyurulması, onun mahluk lisânı üzerine indirilmiş Allah'ça kelâm olduğunu gösteriyor. (...) Üçüncüsü: Kur'ân'ın mahluk lisânı üzerine indirilmiş olması, onun topyekûn varlık ve lisân vechelerinin toplamı ve topluluğu anlamını gösteriyor olabilir. Bunun yanında, vasıtanın vasıtalık ettiğine göre kıymet belirtmesine nazaran, gerçek şuur ehli bilir ki, onda gayr kelâmında olmayan bir lezzet vardır. Kelâm, söz söyleyenin hükmüne göredir. Bu husus, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri tarafından "Rabıta-i Şerife"de veciz olarak bildirilmiştir. İş bu şekilde anlaşılmazsa, “şerî hükümle­ri bilmek itikadın aynı değildir!" hükmüne girer. Dördüncüsü: Lisân bir varlık nevi olarak alındığında, varlığın varlıkla, aklın aklilikle, ruhun ruhilikle gerçekleşmesi ve anlaşılması hesabı, lisânî oluşumuzla gerçekleşmesi ve anlaşılması gereken? "Zorunlu varlık" yerine şu veya bu nitelemelerle yokluk, hiçlik, Allah'sız ruhçuluk koyabilirsin, ama onun akliliğimize, ruhîliğimize, lisânîliğimize mevzu üst dil-üst mânâ niteliğindeki, mutlak dil-mutlak fikir? Hem de dil, ruhîliğimizin ve aklîliğimizin, neticede topyekûn mahlukun kendi demek iken, "kendi yonttuğuna kendi tapar!" hesabı, kendi fikrine kendi tâbi bir mutlaklık? Küfrün içinde boğulduğu kör kuyu budur! Beşincisi: Kamus, "derya, deniz, lûgat"... Derya: Bahr, deniz... Dery: Bilmek... Yukarıda anlatılanlara nazaran, "yokluk, hiçlik, Allah'sız ruhçuluk" sınıflaması içinde olanların, kendi kaynaklarını bilmediklerini, zaten bilseler İslâm olacaklarını, onların hakikatini bilenlerin de gerçek imân sahipleri olduklarını anlıyoruz. Muhyiddin-i Arabî Hazretleri, "küfrün kaynağını bilmeyen gerçek imânda olamaz!" buyuruyor... Sonu başa bağlayarak
2. Basım: 2022, 4. Levha, DİL VE ŞÜBHE, AKIL - FİİL - DİL, İBDA Yayınları
Dil ve Anlayış