+Onlar bunu istiyorlardı fakat Allah Resûlü (s.a.v.) de amcasının etrafında dönüp duruyordu. Büyük bir gayretle, "Amca ne olur la ilahe illallah' de... Ne olur 'lâ ilahe illallah de... De ki Allah katında senin için şefaatçi olabileyim!" diyordu. Ebû Talib bir türlü bu davete icabet etmedi ve o anlarda ibretlik bir söz söyledi: "Yeğenim, senin doğru olduğunu biliyorum. Getirdiklerinin hak olduğunu da biliyorum. Ama ben şu anda iman edersem, Ebû Tâlib ölüm korkusuyla bu cümleyi söyledi diyecek Kureyşli kadınların diline düşmek istemiyorum." Bu nedir biliyor musun Bekir kardeşim? El ne der putudur. Bu put kimlerin ocağını batırmadı ki...
-Çok doğru. İnsanlar ne der diye kahrolası bir put vardır diyor şair. El âlem ne der?
+O gün Ebû Tâlib'in ocağını batıran da buydu. Allah Resûlü (s.a.v.) ne kadar ısrar ettiyse de Ebû Tâlib bir türlü bu takıntıyı aşamadı.
Sayfa 175 - Hüzünlü Ayrılıklar Ve Taif Yolculuğu·Kitabı okudu
Gerçek tavsiye size bir içgörü vermelidir,kendi yolculuğunuza çıkmanız için yardım etmelidir.Sizi daha uyanık hale getirmelidir ki siz ne yapılması ve ne yapılmaması gerektiğini kendiniz görebilin.
Çevrelerinin kendilerine biçtiği çerçeveyle yetinir ve bunu alışkanlık haline getirirler. Bu da içlerindeki gizli, gerçek duyguların ölmesine kadar gider. Bu "bana ne derler" durumu sevimli, saygılı ama içi boş insanlar yaratır. İpleri başkalarının elinde olan kukla misali. En zor anlarda bile hissettikleri "makbul olan" olacaktır.