Çünkü onun tespit ve teşhislerine göre bizim hastalıklarımız fakr u zaruret, ihtilâf ve cehaletti. Bu illetlerin çaresi de, çalışma, ittifak, ilim ve mârifetti
Stirner'in bakış açısından dinsel fikirlerin içeriği bağlamında özellikle ne düşünüldüğü değil nasıl düşünüldüğü önemlidir. Bu nedenle dinî düşünceyi, Tanrı'yı düşünmek değil dini düşünmek olarak değerlendirir. Tanrı'nın yerine başka bir şey ikame edildiğinde bile aynı düşünme kipi işlemeyi sürdürmektedir. Tanrı'nın yerine örneğin "insanın özü", "devlet", "parti", "vatan", "ırk", "sınıf", "toplum" gibi her ne konulursa konulsun Stirner'e göre bunların hepsi bireyin benliğinden daha üstün bir konuma yerleştirilmektedir. Stirner'in saldırısı her durumda bu hiyerarşik yapıya karşıdır. Mutlak olanın yerleştirildiği konum, bir hayalete teslim edilmekte, yüce bir ideale verilen bu yerle insan ikinci plana itilmektedir. İnsanın değerini ontolojik olarak azaltan bu düşünce biçimine karşı çıkan Stirner, insanın yeniden özneleştirildiği bir düşüncenin peşine düşer. Birey, karşısında şeyleştirildiği nesneden artık kurtarılmalıdır. Siyasi liberalizmde, sosyalizmde ve özellikle hümanizmde aynı düşünsel kalıplaşmanın izini süren Stirner, kendi özü yerine başka bir şeyi varlığının önüne koyan insanı mahkemeye çıkarır ve kendini gerçekleştirme ihtimalini kaybetmiş insanı masaya yatırır.
“İnsan boş işlerle uğraşmak yerine doğanın tavsiye ettiklerini yapsa muhtemelen mutlu mesut yaşayıp gider, böyle perperişan olmayı seçmesi akıl alır şey değil.” Diogenes