- Ölümün eşiğinden döndüğünü söylemiştin bana.
- Evet.
- Nasıl bir ölümdü bu?
- Geleceği olmayan. Doğrusunu istersen geçmişi de olmayan. İlle de öğrenmek istiyorsan şimdisi de pek yoktu. Yalnız o vardı, ölüm. Bir de ben. Aramızda da bir eşik.
- Sonra n’oldu?
- Kapıyı yüzüne çarptım. Sırası değil, dedim ona.
"Hep koşuyorsun, hep koşuyorsun, hiç durmayacak mısın sen? dedim.
Ben durmasını bilmem ki, dedi. Yeter ki sizler yolumdan çekilin ve bana böyle anlamsız sorular sormayın.
Böyle koştuğuna göre varacağın bir yer olmalı, dedim. Dünyanın yuvarlak olduğunu öğretmediler mi sana? Ne kadar koşarsan koş varacağın yer burası.
Yol açın bana, yol açın, diye inledi. Bir kez durursam bir daha koşamam, bunu anlamıyor musun?”
Do Sesi, Ferit Edgü
Çünkü, her yazar, her sanatçı kendine özgü dünyayı kendinden öncekilerin yardımı olmadan kuramaz. Özgünlük, hiç kimseye benzememek değil, tüm benzerlikler, yakınlıklar içinde tekil olmayı başarmaktır.