Dedi ki: (10)
(Âlemşümûl güzelliğin sebebi üzerinde derinden düşünmüş olanlar, onu yaratılmış olan şeyler arasında aramayı ve en yüce güzelliğin seyrine kadar yükselmeyi denediler; bu sûretle de güzelliğin kaynağını, varlığın kendi araçlarıyla ve kısımları kendi aralarında olduğu kadar, bütünle olan tam uygunluğunda gördüler.
Fakat insanların istidatsızlığında, bizim âlemşümûl güzel hakkındaki anlayışımız belirlenmemiş kalır; ve bizde bazı parça bilgiler vasıtasıyla oluşur. Bu bilgilerse, bir araya gelmiş ve irtibatlı olduğu takdirde bize beşerî güzelliğin en yüksek fikrini de verebilir ve biz maddeyi ne kadar aşarsak, güzel fikrine de o kadar yükselmiş oluruz. Ancak bu yetkinlik, Allah tarafından bütün yaratıklara ve kendilerine uygun gelen derecelerde bağışlanmış olduğundan ve her telâkki kendisinin dışındaki başka şeylerde aranması gereken bir sebebe dayandığından, güzelliğin sebebi de kendinden başka bir yerde aranamaz. Zira güzellik, bütün yaratılmış olan şeylerde vardır; hem bu yüzden ve hem de bilgilerimiz karşılaştırmalı telâkkilerden ibaret olduğundan, güzellik, daha yüksek olan hiçbir şeyle karıştırılmadan, onun hakkında yarı ve âlemşümûl bir bilgiye mâlik olmak zorluğu meydana gelmektedir...)
Sayfa 161 - V. Levha, -Estetik ve Sanat-, İBDA Yayınları.