Yani canım benim
Ben, yani bir Âdem veya Adem..
İşte böyle,
Bildiğin gibi
Elimi attığım şeyleri kurutuyorum.
Yeşil asmaları kahverengiye döndürüyor,
Bir yerde yürek sızısı oluveriyorum.
İşte,
Önce bir ana
Sonra bir yavru gitmekteler apansız.
Satılacağını hissetmiş olmalı ki..
Ölüverdi aniden.. bir karalı kedi..
Şimdi bir ben bir de o kaldık.
Son kalan..
Birgün bu ufaklık da gider mi bilmem ama kalbimizde böyle bir acıya da yer açtık, elhamdülillah.
Bahçede baktığım yavru kedilerin annelerini bir haftadır göremiyorum, nerede acaba? Ölü müdür, sağ mıdır?
Yavrularına dokunmak isteyince gözlerini kısıp, kulaklarını dikerek bakıyordu. Özlemedi mi yavrularını? Geri gelir mi?
Gidenler genellikle gelmez ama..
Yavruların bahçede oradan oraya koşturuyorlar. Bir duvarda uyuyup, bir koltuğa tırmanıyorlar. Ürkek ürkek bakıyorlar seslerin geldiği yerlere. Annelerinin yokluğunu hissettiler mi acaba?
Yengemin "Sokakta iki kedisi ölüsü gördüm, araba çarpmış." dediği.. O anne olmasın?
Minikler bir ağaç gölgesi altında..
Sanırım öldüğünden haberleri yok analarının..
Sonra bir şey daha var arkadaşlar..
Bunun adı verdiğin kadar alamamak veya sen adım atmadan kimsenin gelmemesi.
Yani Kardaşlar, Yoldaşlar!
Şunu demek istiyorum;
Siz birisine "Nasılsınız" demezseniz kimse size bunu sormuyor.
Misal birisine bir hediye alıyorsunuz ve o da size alıyor. Ama biliyorsunuz ki ilk adımı atıp siz ona hediye almasaydınız o size almayacaktı.
Ve ilişkiler..
Hep almak isteyen ama hiç vermek istemeyen insanlar kanlarımızı oluk oluk akıtıyor.
Biliyorsunuz ki ilişki sizin çabalarınızla ayakta. Biliyorsunuz ki siz fedakarlık, anlayış göstermeseniz her şey hiçbir şeye dönecek.
Hâsılı, hayatımıza dahil ettiğimiz insanların yürek acısının ne olduğunu bilmesine ve bir merhamet timsali olmasına özen gösterelim.
Bir kelimeyle yıkılan kalpler, paragraflarla düzelmiyor.
Sonra aramıza şehirler girecek, hiç karşılaşmayacağız. Tesadüfler bile bir araya getiremeyecek. Sonra belki birimiz öleceğiz, diğerimiz hiç bilmeyecek...