İnsan-Anlam

1 üye
Takip
İnsanların kıskançlığı, kendilerini ne denli mutsuz duyumsadıklarını gösterir: Başkalarının yaptıklarına ve ettiklerine sürekli dikkat ediliyor olmaları, canlarının ne denli sıkıldığını gösterir.
Sayfa 144·Kitabı okudu
İnsan-Anlam
Kim bilir (emin olamayız tabii) belki de insanların yeryüzünde ulaşmaya çalıştığı tek gaye, bu gayeye ulaşma yolundaki daimi çaba, başka bir deyişle hayatın ta kendisidir, yani iki kere iki dört cinsinden bir formül olan gaye değildir; zaten iki kere iki dört, hayat değildir baylar, ölümün başlangıcıdır. Hiç değilse insan, bu iki kere ikiden daima ürkmüştür; ben hala ürküyorum. İnsan Bütün ömrünü iki kere iki peşinde geçirir, bu uğurda denizler aşar, hayatını harcar, fakat yemin ederim, arayıp gerçekten elde etmekten korkar. Çünkü onu bulur bulmaz artık erişecek şey kalmayacağını bilmektedir. ... Onun için gayeye her yaklaşmada bir husursuzluk hissedilir. İnsan gayeye ulaşmak için çalışmayı sever, fakat ulaşmayı pek istemez; bu hal hiç şüphesiz çok gülünçtür.
Sayfa 36 - Türkiye iş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
İnsan-Anlam
Reklam
Annesi tarafından terk edildiğini düşünen kız kardeşinin, annesi tarafından terk edildiğini düşünen kocasına, onu hiçbir zaman terk etmeyeceğini kanıtlamak için, ne olursa olsun, hayatının sonuna kadar kendini bu eve, bu hikayeye hapsettiğini düşündü. Kız kardeşi kendine kıymanın kendince kıymetli bir yolunu bulmuştu ve bunu aşk sanıyordu.
Sayfa 87·Kitabı okudu
İnsan-Anlam
İsteklerin mülkiyetle ilişkisi üzerine
Insan istemeye aklımdan geçirmediği malların yokluğunu kesinlikle hissetmez, bunlar olmaksızın da tümüyle memnundur; öte yandan yüz kat daha fazlasına sahip bir başkası, istediği şey onda olmadığı için kendini mutsuz hisseder. Herkes, bu bakımdan da, ulaşılabilmesi muhtemel şeylerin ufkuna sahiptir: İstekleri buraya kadar uzanır. Bu ufkun içinde yer alan herhangi bir nesne ulaşılabilir görünse insan kendini mutlu, baş gösteren zorluklar görüşünü kapattığı zamansa mutsuz hisseder. Bu görüş alanının dışında yer alan bir şeyin kişinin üzerinde hiç etkisi yoktur. Bu nedenle zenginlerin büyük variyeti yoksulları huzursuz etmez ve öte yandan amacına ulaşmaya niyetler söz konusu olduğunda halihazırda sahip oldukları da zenginleri avutmaz. Zenginlik, deniz suyuna benzer: Ne kadar içilirse o kadar susatır. Aynı şey şöhret için de geçerlidir. Kaybedilen servetin ya da refahın ardından ilk acıyı atlatır atlatmaz alışkanlığa bağlı ruh halimizin eskisinden çok da farklı olmaması, kaderin sahip olma katsayımızı küçültesinden hemen sonra bizim de isteklerimizin katsayısını derhal büyük ölçüde azaltmamızdan ileri gelir. Fakat bu operasyon, talihsiz bir kazada asıl acı verici olandır. Gerçekleştikten sonra acı giderek azalır, sonunda hissedilmez olur: Yara kapanır. Tersine, talihli bir durumdaysa isteklerimizin kompresörü yukarı doğru hareket eder ve isteklerimiz genleşir: Sevinç bundadır. Fakat o da bu operasyonun bütünüyle gerçekleşmesinden daha uzun sürmez: İsteklerimizin genişlemiş ölçüsüne alışırız ve aynı şekilde buna uygun olarak sahip olduklarımızı kayıtsızlaşırız. ... Memnuniyetsizliğimizin kaynağı, isteklerin katsayısını yukarı çekme çabamız sürekli yenilenirken bunu önleyen diğer katsayının hareketsizliğinde yatar.
Sayfa 20·Kitabı okudu
İnsan-Anlam
Güven üzerine (Güven açısından Seneca'nın 105. Mektubu)
" Fakat hiçbir şey insanın dikkat çekmeyecek şekilde davranması ve başkalarıyla pek az, kendiyle ise bol bol konuşması kadar fayda sağlamaz. Sohbetin baştan çıkarıcı bir yanı vardır, gizlice sokulup yanaşır ve sarhoşluktan ya da aşktan farksız şekilde sırları açığa çıkarır. Hiç kimse, duyduğu şeyi kendine saklamaz. Hiç kimse duyduğu kadarını söylemez. Meseleyi kendine saklamayan biri, meselenin sahibini de kendine saklamayacaktır. Her insanın, ona ne kadar güveniliyorsa o kadar güvendiği biri vardır. Gevezeliğe gem vurup bir insanın kulağıyla yetinse bile nihayetinde yine de insanları bilgilendirecektir; böylece sır olan bir şey, genel sohbetin konusu olacaktır. "
Sayfa 28·Kitabı okudu
İnsan-Anlam
Edinilmiş Karakter
Artık güçlü ve zayıf yanlarımızı büsbütün öğrendiğimize göre, sahip olmadığımız güçleri göstermeyi de denemeyeceğiz, bu tür gölge dövüşü nihayetinde hedefi ıskaladığından düzmece iş görmeyeceğiz. Zira insan tümüyle iradesinin tezahüründen ibarettir, dolayısıyla refleksiyondan hareketle, insanın olduğundan başka türlü olmayı istemesinden daha yanlış bir şey olamaz. Zira bu, iradenin kendi kendisiyle dolaysız bir çelişkisi değildir. Başkalarının niteliklerini ve özelliklerini taklit etmek, başkalarının kıyafetlerini giymekten çok daha onur kırıcıdır. Zira bu, insanı kendi değersizliğine ilişkin yargının kendiliğinden ifade bulmasıdır. Kişinin düşünüp tarzını ve her türlü yeteneği ile bunların değiştirilebilir sınırlarını bilmesi, bu bakımından kendinden olabildiğince memnuniyete erişmesinin en güvenli yoludur...
Sayfa 17·Kitabı okudu
İnsan-Anlam
Reklam
Reklam