Bildiklerimiz arasında en büyüğü Tunguska olayıdır. Sibirya’nın yerleşim olmayan bir noktasında, 30 Haziran 1908’de meydana gelmiştir. Bulunabilmiş bir krater yoktur; fakat bin kilometrekareyi aşan bir alan üzerindeki tüm ağaçlar, şok dalgasının etkisiyle yere serilmiştir. Gelen cisim, atmosfere çarptığı anda patlamıştır. Yaklaşık on iki megaton TNT’ye, yani aşağı yukarı çok büyük bir hidrojen bombasına eşdeğer düzeyde enerji açığa çıkmıştır. Olay, 350 mil öteden geçen Sibirya Ekspresi’ndeki yolcular ve mürettebat tarafından gözlenmiş (ve duyulmuş), fakat saha çalışması ancak yıllar sonra yapılabilmiştir.
Fanerozoik devirde biyolojik dağarcığa bir çok önemli eklemeler oldu. Bunların çoğu hâlâ hayatta ve hâlâ evrimleşiyor. Devoniyen dönemde kuru bölgeler bitkiler tarafından işgal
edilmişti; hemen ardından yüksek düzeyde evrimleşmiş böcek uçuşu geldi. Karbonifer dönemden itibaren tropik yağmur ormanları gayet gelişmişti (uygun koşullar altında), hemen akabinde karada yaşayan omurgalı hayvanların gelişi çok gecikmedi. Karbonifer yağmur ormanlarından elde edilen bazı fosil topluluklarıyla ilgili çalışmalar, böcek çeşitliliğinin yerel düzeyde bugünkü kadar fazla olduğunu ortaya koyuyor.
Himalayalar'ın en yüksek bölümünde, Tibet Platosu'nda GPS tarafından belirlenen yükselme hızlarının 10 yıllık ortalaması, yılda 2 mm dolaylarında. Buysa, yılda 2 cm olan tektonik yaklaşım hızının onda birine karşılık geliyor ve kabukta oldukça tipik bir yatay dikey deformasyon oranını temsil ediyor.
Zirkon örselenmeye ve yıpranmaya karşı başka minerallerin gösteremediği kadar direnç gösterebilen, fiziksel olarak sert bir mineraldir ve erime sıcaklığı çok yüksek olduğundan metamorfoz yani başkalaşım olayından, eski günlerin anılarını kaybetmeden çıkabilir.