INTJ
Reading, writing and researching, proposing new ideas, asking questions.
Art and science make the life worth living.
Love is one of the things that I love to do.
"Evet evet. Aslında ben oyuncak bir bebek istemiştim. Babam yardım derneğine öyle yazmıştı. Ama sandık geldiğinde içinde bebek yoktu. Belki bir gün bir çocuğun ihtiyacı olur diye koltuk değneği gönderdiklerini yazmışlar. İşte, oyunumuz böyle başladı."
Nancy biraz sinirlenmişti. "Ben bunda oyunla alakalı bir şey göremedim."
“Ah, olmaz mı?" dedi Pollyanna ciddiyetle. "Oyun, her şeyde mutlu olacak bir şey bulmak. Ne olursa olsun. İşte o gün oyunumuza koltuk değnekleriyle başladık."
"Tanrım! Bebek isterken koltuk değneği gelmiş. Bunda mutlu olacak ne var anlayamıyorum!"
Pollyanna ellerini çırptı. “Var tabii. Doğrusu ilk başta ben de anlayamamıştım. Bana da babam anlatmıştı."
"O zaman sen de bana anlatmalısın."
"Anlamadın mı hâlâ?" Küçük kız bir zafer kazanmışçasına bağırdı. "Tabii ki mutlu olacaksın çünkü senin koltuk değneğine ihtiyacın yok! Gördün mü oyunu bilince nasıl da kolay!"
“Gerçekten bazı şeyler daha doğdukları anda böyle ayrılmışlardır. Bazıları yönetecekler bazıları da yönetileceklerdir. …bir birliği olan her şeyde yöneten-yönetilen ilişkisi ortaya çıkar… Doğalarımızın duygusal bölümü için de akla sahip olan bölümü, yani zeka tarafından yönetilmenin hem doğal hem de uygun olduğu açıktır... Bundan ötürü, diyebiliriz ki, iki insan topluluğu arasında, zihinle beden ya da insanla hayvan arasındaki kadar geniş bir ayrılık olan her yerde, işleri bedenlerinin kullanımından ibaret kalan ve kendilerinden daha iyi bir şey beklenmeyecek olanlar, bence, doğadan köledir… Öyleyse, “doğadan köle” bir başkasına bağlı olabilen, dolayısıyla da bağlı olan ve akıl yürütme yetisinden anlayacak kadar pay alan, ama ona sahip olacak kadar pay almayan bir kimsedir.”
“…zevk almanın aşırılıktan oluştuğu durumlarda, insanlar zevkli aşırılığı yaratan şeyi ararlar. Eğer bunu para kazanmakla sağlayamazlarsa, bütün yetilerini bu uğurda kullanarak, onu başka yollardan elde etmeye çalışırlar. Bütün yetilerimizi böyle kullanmak ise doğaya aykırıdır: Örneğin, cesaret kendimize güvenlik vermek içindir, para kazanmak için değil; askeri önderliğin ya da hekimliğin amaçları, zafer ve sağlıktır. Fakat bu kimseler bütün nitelikleri para kazanma niteliklerine çevirirler, sanki bunlar amaçmış da, başka her şeyin bu amaca hizmet etmesi gerekirmiş gibi”