Ayla Hoca gibi Kahraman Öğretmenlerimiz.. Masum Öğrenci Evlatlarımız.. Yüreğimiz dağlandı🥀🇹🇷
Mattia Ahmet Minguzzi, Atlas Çağlayan, Alperen Ömer Toprak, Hakan Çakır..
Bu Çocuklarımız da maalesef, çetelerin, suç örgütlerinin ağına düşmüş, yine Çocuklar tarafından katledildi.
Bu cinayetleri işleyen çocuklar, çocuk oldukları için yasal boşluklardan yararlanacakları ve çok az ceza alacakları düşuncesi ile bu cinayetlere yeltendikleri üzerinde duruluyordu.
Ancak Urfa ardından Maraş'ta yaşanan eylemlerde, eylemi gerçekleştiren her iki olayda, daha önce bu tür suçlara bulaşıp, çocuk oldukları için çok az ceza ile bu işlerden sıyrılacaklarına inanan eylemci çocukların aksine, bu katliamları yapan her iki çocuk da, kendi kendilerine en yüksek cezayı verip intihar yolunu seçtiler.
Yani, Urfa ve Maraş da çocuklar tarafından gerçekleştiren Okul katliamları, daha önceki çocuk çeteler ve suç örgütlerinin yönlendirmesinden çok daha farklı bir boyut içeriyor.
Telegram uygulamasında örgütlendirildiklerine dair bir takım haberler sosyal medyada dolanıyor.
Olayların ardı ardına gelmesi, tesadüfün ötesinde, Yabancı bir istihbarat örgütünün psikolojik harp taktikleri ile yürüttüğü bir operasyon olabileceğini akıllara getiriyor.
Yöneticilerin acilen 👇şunları dikkate alması gerekiyor
Adalet, sadece mahkeme salonlarında değil, sokağın dilinde, çarşının nizamında, bürokrasinin işleyişinde ve devletin vatandaşıyla kurduğu her türlü ilişkide aranır.
Liyakatsiz atamalar, nepotizm (akraba kayırmacılığı), bürokratik hırsızlıklar ve "gemisini kurtaran kaptan" anlayışı, adaletsizliğin toplumsal ilişkilere sirayet etmiş halidir.
"Sosyal çürüme" kavramı , tam da bu noktada anlam kazanır: Temel değerlerin aşınması, ahlaki normların çökmesi, bireyciliğin ve bencilliğin artması.
Adaletin